KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/13972 E., 2008/14656 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
355 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, dava konusu 200 parsel numaralı taşınmaza ait tapu kaydında yanlış yazılan murisin isminin düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların
yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere, ayrık durumlar hariç olmak üzere eldeki davayı tapu maliki ya da onun mirasçıları açabileceğinden öncelikle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının saptanması gereklidir. Dosyaya kayıt malikine ait veraset ilamı ya da verasete esas nüfus aile kayıt tablosu sunulmadığından davacının, kayıt malikinin mirasçısı olup olmadığı saptanamamaktadır.
Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yargılama yapılarak davanın esasına ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de, dosya içerisinde iki ayrı ... Duran Güven kaydı bulunmakta olup hangisinin hükme esas alındığının da belirtilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/13972, K. 2008/14656, 25 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama