KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/14014 E., 2008/14933 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.04.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.08.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, ortaya çıkan tecavüzün imar uygulamasından kaynaklandığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, istek hüküm altına alınmıştır.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 751 ada 1 parsel sayılı kat irtifakı kurulmuş taşınmazda davacının, 2 numaralı parselde ise davalı ... ile davaya dahil edilenlerin paydaş oldukları anlaşılmaktadır. Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 683.maddesi hükmü gereğince malik malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı haksız elatmanın önlenmesi isteminde bulunabilir. Yasanın 693.maddesine göre de paydaşlardan her biri, diğer paydaşı temsilen ortak menfaatlerin korunmasını temin amacıyla dava açmak yetkisine sahiptir.
Uyuşmazlık, bilirkişinin 27.03.2008 günlü krokisinde (C) harfi ile gösterilen taşkın ... bölümüne ilişkindir. Bilirkişi, bu yeri davalının kullandığı odunluk olarak nitelendirmiş ve 20.17 m2 olarak ölçmüştür. Ne var ki, davalı bu taşınmaz bölümünün imar uygulaması sonucu davacının paydaşı olduğu 751 ada 1 parselin çapı içinde kaldığını savunduğundan bu savunma üzerinde durulması zorunludur.
Yasal ayrıcalıklar dışında, Türk Medeni Kanununun 684/1 ve 718/2. maddelerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bu kuralın istisnalarından birisi de 3l94 sayılı İmar Kanununun l8/9. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde;
“Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir ..., ancak bir imar parseli içerisinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince ... sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur” şeklinde düzenlenmiştir.
Getirilen bu özel hüküm ile, mütemmim cüz (ayrılmaz parça) olan ... ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, bazı durumlarda ... üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince ... sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerince kullanma imkanı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi ile de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine mütemmim cüz (ayrılmaz parça) niteliğinde ... inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı ... sahibini koruma zorunluluğu duyulmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken ..., gerek 1, gerekse 2 parsellere ilişkin kadastro çaplarını getirttirmek, ... yerin kadastro çalışmaları sırasında kime ait taşınmazın çap kaydı içerisinde kaldığını saptamak, yapının niteliğini bilirkişilere belirtmek, şayet davalının savunduğu gibi krokide (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü kadastro çapında mevcut ve ancak imar uygulaması sırasında davacının paydaş olduğu çap sınırları içerisinde bırakılmışsa, bu bölüm hakkında elatmanın giderilmesi hükmü kurulması halinde muhtesat bedelini davalıya ödenmek üzere zemin sahibine depo ettirmek, bundan sonra oluşacak sonuca uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Mahkemece değinilen yönler bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırmayla dava yazılı olduğu şekilde kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/14014, K. 2008/14933, 27 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama