KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1407 E., 2008/2643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Kapatıldı
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava , inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasında resmi yapılmış bir alım-satım sözleşmesi bulunmadığı, alım satımın ticari ilişkiler ile ispat edilmeye çalışıldığı, davacının davasını ispat edemediği belirtilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ;
Yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, olayın kanıtlanmasına tek başına yeterli olmalı ve kendisine inanç gösterenin imzasını taşımalıdır. Böyle bir yazılı belgenin bulunmaması halinde ise en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde de inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir.
Bunlardan hiçbirinin olmaması durumunda dava redde mahkum ise, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa , mahkemece davacının, davalıya yemin teklifine hakkı olduğunun hatırlatılması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı , dava konusu ...
315 ada 5 parsal sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümü dava dışı ...’den davalı ...’nin babası ve aynı zamanda halasının kocası ve iş ortağı olan ...’nin aracılık etmesi ile taksitle satın alıp bedelini ödediği halde kendisi ile birlikte aynı binada bağımsız bölüm satın alan dava dışı ...’nin borcunu zamanında ödememesi ve kendisinin de son taksidi zamanında ödeyememesi nedeni ile tapuda devir yapılmadığını , taşınmazın tapuda devrini talep ettiğinde ve dava dışı ...’nin tüm borç bitecek öyle devir yapılacak diyerek kendisini oyaladığını ve aralarındaki akrabalık bağı nedeni ile şüphelenmediğini,
bir süre sonra davalının kira alacağı için kendisi hakkında icra takibi yapınca satın alıp bedelini ödediği bağımsız bölümün ...’nin oğlu davalı ... adına tapuda tescilinin yapıldığını öğrendiğini belirterek bağımsız bölümün davalı ... adına olan kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir
2-Davacı taraf yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen yazılı delil veya davanın tamamen ispatına kafi olmamakla beraber vukuuna delalet edebilecek karşı taraf elinden çıkmış bir belgeyi dosyaya ibraz edememiş ve iddiasını yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır. Ancak; davacı dava dilekçesinde “kanunen muteber bil cümle delil” ve delillerin hasrına dair dilekçede “diğer yasal deliller” demek sureti ile, her türlü delile dayandığını açıkladığından, yemin deliline de dayanmış sayılır. Bu durumda davacıya, davalı ...’ye yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/1407, K. 2008/2643, 3 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama