KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/14493 E., 2009/1928 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
376 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.03.1998 gününde verilen dilekçe ile noter satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil mümkün değilse tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı ... hakkındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine, davacının ... hakkındaki tazminata yönelik davasının kısmen kabulüne dair verilen 13.12.2005 günlü hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, noter satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değilse tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu taşınmazları satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığını, satış bedelinin ödendiğini belirterek tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalılardan ..., satış vaadi sözleşmesi yapılmadan önce vekillikten azledildiğini, azilden sonra satış işlemini yaptığını, alıcı davacının da durumu bildiğini, satış vaadi sözleşmesinin hükümsüz olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Davalı malik ... de davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı ...'ün yetkisiz temsilci olarak düzenlediği satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil davasının reddine, tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş; hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosya içerisindeki belge ve delillere göre; malik ...’in, dava konusu taşınmazların satış yetkisini veren 25.9.1995 tarihli vekaletname ile davalı ...’ü vekil tayin ettiği, 26.9.1995 tarihli azilname ile bu defa gördüğü lüzum üzerine ...’ü vekillikten azlettiği, 9.10.1995 tarihli noterden düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile vekil ...’ün dava konusu taşınmazın davacı ...’ye satışını vaat ettiği anlaşılmıştır.
Azilnamenin, 02.10.1995 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğüne, 03.10.1995 tarihinde ise davalı ...’e tebliğ edildiği görülmüştür.
Temsil edilen, temsil yetkisi verildiğini, vekaletname ile üçüncü kişilere bildirdiği durumlarda, yetkinin geri alındığı da yöntemine uygun biçimde duyurmalıdır. Aksi halde temsilci, yetkisinin sona erdiğini bilerek hareket etmiş olsa bile, temsilcinin üçüncü kişilerle yapacağı sözleşmeden doğan hak ve borçlar temsil olunanın hukuk alanında doğar ve onu bağlar (B.K. m.34/3). Davalı temsil olunan, temsilcinin vekaletten azledildiğini duyurmamış, vekille satış vaadi sözleşmesi yapan davacının azli bildiğini, bilmesi gerektiğini, el ve işbirliği içinde hareket ettiğini savunmamış ve ispat da etmemiştir. Bu durumda 09.10.1995 tarihli satış vaadi sözleşmesinin davalıyı hukuken bağlayacağı kabul edilmelidir.
Tüm bu açıklamalar karşısında davanın kabulüne karar vermek gerekirken reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/14493, K. 2009/1928, 16 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama