KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/14610 E., 2008/15773 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
661 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.01.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit
gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece de kabul edildiği üzere davacıya ait 1094 parsel numaralı taşınmaz genel yola sınır tescil etmediğinden geçit ihtiyacı içerisinde olduğu açıktır. Keşifte üç ayrı güzergah üzerinde durularak bunlardan F, K, L, G ve H harfleri ile işaretli olanının en uygun güzergah olduğuna kanaat getirilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Geçit için belirlenen zeminin (G) ile gösterilen bölümü hükmü temyiz eden ...'ün paydaş olduğu 1085 parsel kapsamında kalmaktadır. 1085 numaralı parselin (G) ile işaretli bölümüne takdir edilen geçit bedelinden 500.00 YTL.sinin paydaşlardan ...'a 121.00 YTL.sinin de diğer paydaş
...'e ödenmesine karar verilmiştir. 1085 numaralı parselde ...'le ... eşit paylarla paydaş olduklarına göre bedelin de eşit bölüştürülmesi gerekir. Eşitliği bozar nitelikte hüküm tesisi uygun değildir.
Bundan ayrı geçitle yükümlü kılınan parsellerden 1092 numaralı olanının ... adına kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Adı geçen ... davada taraf kılınmamıştır. Bu kişiye harcı verilmiş dilekçe ile husumet yöneltilmeden taşınmazının geçit için yükümlendirilmesi yargılama hukukuna uygun düşmez. Davacı tarafa bu eksiklik hatırlatılarak ayrı bir dava açması halinde eldeki davayla birleştirildikten sonra ... Kaplan'ın savunmasının da alınması sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/14610, K. 2008/15773, 25 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama