KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1463 E., 2008/2628 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 20.07.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir.
Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, miras bırakan babası ...’a ait 310 ve 394 parsel sayılı taşınmazlarda isminin “ ... “ , 1534 parsel sayılı taşınmazda ise, “ ... “ olarak yazıldığını yine miras bırakan annesi ... ’a ait 1209 , 862, 1091 parsel sayılı taşınmazlarda miras bırakanın adının “ ... “, 555 parsel sayılı taşınmazda ise “ ... “ olarak yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ; hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya , toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalının 310, 394, 1534, 555 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- Dava konusu 1209, 862 ve 1091 parsel sayılı taşınmazların tapulama tespit tutanaklarının incelenmesinde , ... ’nun zilyetliğinde iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği , mirasçılarının aralarında yaptıkları taksim neticesinde 1/2 payın evlatlarından ...’a intikal ettiği yazılmak suretiyle tespitin yapıldığı anlaşılmaktadır. ... 'ya ait nüfus aile kayıt tablosunun incelenmesinden ise, ...’in hem ... isimli hem de ... isimli evlatlarının bulunduğu ve ...’nin sağ olduğu anlaşılmaktadır. Mülkiyet nakline yol açmamak için az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma yapılması ve özellikle ...’in evlatlarından olan ve ...’nın kardeşi ...’ın tespit tutanağında yazılı taksim konusunda beyanı alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik araştırma ve soruşturma ile istemin hüküm altına alınması doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/1463, K. 2008/2628, 3 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama