KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1472 E., 2008/3702 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
589 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.11.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, dava değerinin, duruşmalı işlerde belirlenen değerden az olması nedeniyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, murislerinin paydaş olduğu 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “... oğlu ... ...” kaydının “... oğlu ...” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu maliki ile kaydı düzeltilmesi istenenin aynı kişi olduğuna dair kanaat oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti yada tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik yada hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi
düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de, aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Kaydında düzeltim istenilen 8 parsel sayılı taşınmazın malikleri, 1956 yılında yapılan tapulama çalışmasında 16.05.1321 tarih ve 88 numaralı tapunun revizyonu ile tespit edilmiş, itiraz edilmediğinden 1957 yılında tescil edilmiştir.
Tapulama tutanağının 03.05.1956 tarihli mülkiyet tablosu sütunundaki 2 numaralı açıklamada, “Bu gayrimenkulun bağlı 16 mayıs 1321 tarih ve 88 sıra nolu tapu kaydıyla sırf mülk mahallinin tamamı ile Vakıf mahallinin nısıf hissesi ... oğlu ... uhdesinde mukayyet bulunup...” denilmiş, aynı tutanağın 23.08.1956 tarihli komisyon incelemeleri sütununda da, revizyon alınan tapu ve Mayıs 1309 tarihinde yapılmış olan muamele evrakının incelendiği belirtilerek, “...bir parça halinde ve nizasız olarak kayıt sahibi ... oğlu ...tarafından tasarruf olana geldiği tahakkuk eylemekte ise de;...” denilmektedir.
Bunun yanında, davacı tarafından sunulan kanıtlar arasındaki noter yeminli mütercimi tarafından çevirisi yapılan, 16 Mayıs 1321 tarihli Sened-i Hakani’nin mutasarrıfı sütununda “.......” ve yine noter yeminli mütercimi tarafından çevirisi yapılan “Tuğra” başlıklı belgenin son sütununda “......’nin uhdesine...” kayıtları bulunmaktadır.
... ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, cilt no:2, hane no:131’de nüfusa kayıtlı, 1337 tarihinde öldüğü anlaşılan ... ve Havva oğlu, 1289 doğumlu, soyadı yer almayan ... ...’in; Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin temyiz edilmeksizin 19.10.2005 tarihinde kesinleşen 2004/483 Esas ve 2005/80 Karar sayılı dosyası ile “... oğlu ...” olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Duruşma sırasında dinlenen 1926, 1933 ve 1941 doğumlu davacı tanıkları da, ismi düzeltilmesi istenen komşuları olan ... oğlu ... Nurettin Arsev’e “...’in Nuri” diye seslenildiğini söylemişlerdir.
Gerek tapulama tutanağı, gerekse davacı tarafından noter yeminli mütercimince çevirisi yapılarak sunulan evraklarla dava kanıtlandığından davanın kabulü yerine davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/1472, K. 2008/3702, 21 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama