KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/148 E., 2008/2149 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.03.2006 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil olmaz ise tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptal tescil isteminin reddine tazminat isteminin kabulüne dair verilen 18.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava biçimine uygun düzenlenen 20.04.1995 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı mülkiyet aktarımı, ıslah yoluyla öne sürülen istek ise, taşınmazın rayiç bedelinin tazminat olarak ödetilmesi istemlerine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece mülkiyet aktarımı istemi reddedilmiş, ikinci kademedeki istek kabul edilerek 45.390 YTL nin tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten; 222 ada 11 parsel maliklerinden ...’nin terekesi elbirliği mülkiyeti rejimine tabidir. Bu haliyle de satış tereke dışında üçüncü bir kişiye yapıldığından satış vaadi sözleşmesinin konusunda ifa imkansızlığı vardır. İfa imkansızlığında, ifa konusu yerine getirilemez. Akdin sıhatine tesir etmeyen ancak akdin yapılışı sırasında var olan subjektif imkansızlık durumunda, akit geçerli olarak doğmuş olarak kabul edilir ve borçlu bu taahhüdü ile bağlı sayılır. Fakat borcun subjektif imkansızlığın varlığı nedeniyle, alacaklı alacağını elde edemezse (aynen ifa mümkün olmazsa) borçlunun aynen ifa yerine alacaklıya tazminat ödemesi gerekir. Buradaki
tazminat alacaklının müsbet zararıdır. Tazminatın nedeni ise borçlunun taahhüdünü ihlal etmesidir. O yüzden mahkemece satış vaadi sözleşmesine konu payın dava tarihindeki rayiç değeri hesaplanarak bunun davacıya müspet zararı karşılığı ödetilmesinde kural olarak yasaya aykırılık yoktur. Ancak;
20.04.1995 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu 222 ada 11 parsel sayılı taşınmazda davalıya murisi annesi ...’den intikal edecek paydır. Sözleşmede muris ...’den çocuklarına onlardan da davalıya intikali olanaklı payın satış vaadinde bulunulmadığından davalının muristen daha sonra 15.12.2000 tarihinde ölen kardeşi ... ’un payını davacıya satış vaadinde bulunduğu düşünülemez. Bu şekilde muris ...’nin terekesi mahkemenin kabul ettiğinin aksine dört paya bölünmeli, davalının sorumlu olduğu miktar bu şekilde hesaplanmalıdır. Mahkemece murisin terekesi üçe bölünmek suretiyle daha fazlanın hüküm altına alınması açıklanan nedenle doğru olmamıştır.
Karar açıklanan bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/148, K. 2008/2149, 22 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama