KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/15183 E., 2009/2628 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
296 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen 07.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 03.03.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.... ile karşı taraftan davalı vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilmesi nedenine dayalı tapu iptali tescil ve kal istemlerine ilişkindir.
Davalı, imarla 3 parsel sayısını alan taşınmazın kayıt maliki olduğunu, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hükmün varlığı kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
HUMK.nun 237. maddesi gereğince kesin hükümden söz edebilmek için her iki davanın tarafları, dava konusu ve hukuki sebepte birlik koşullarının var olması gerekir. Eldeki davada hukuki sebep imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilmiş olmasıdır. Mahkemenin kesin hükmün varlığını kabul ettiği Pendik 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/537 esasında kayıtlı dava dosyasında ise, inanç sözleşmesi ilişkisine dayanılmıştır. Görülüyor ki, her iki davada davanın tarafları ve müddeabih aynı ise de davada dayanılan hukuki sebep farklıdır. O halde, Pendik 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/537 sayılı kararı dava eldeki dava için kesin hüküm kabul edilemez.
Mahkemece yapılması gereken iş; tarafların iddia ve savunmaları, getirdikleri deliller değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönün göz ardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/15183, K. 2009/2628, 3 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama