KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/15461 E., 2009/1931 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.08.2006 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini mümkün değilse fazla istenen taviz bedelinin tenkisi istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; tapudaki şerhin iptali davasının reddine, taviz bedeli ile ilgili davanın idari yargının görevine girmesi nedeniyle yargı yolu yönünden görevden reddine dair verilen 18.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 92 ve 94 parsel sayılı taşınmaz kayıtları üzerindeki “... ... Efendi Vakfı” şerhinin terkini, yargılama aşamasında anılan vakfın sahih bir vakıf olduğu saptanırsa ödenecek en çok taviz bedelinin 570.500,00 YTL olduğunun saptanması, davalı idare tarafından talep edilen 1.711.500,00 YTL taviz bedeli kadar borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Davalı, genel mahkemelerin görevsiz olduğunu, davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, esastan da davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacının temyizi üzerine Dairemizin 12.05.2008 tarihli ilamıyla ve ilamda yazılı nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, vakıf şerhinin terkini istemine ilişkin dava reddedilmiş, taviz bedeline ilişkin dava ise davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle görev noktasından reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 2672 sayılı ... Kanununun 27.maddesi hükmü gereğince vakıf türüne göre ayrım yapılmaksızın üzerinde taviz şerhi bulunan vakıf taşınmaz malların mülkiyetleri yasada gösterilen yöntemle takdir edilecek taviz bedeli karşılığı mutasarrıflarına geçirilir. Görülüyor ki, kayıtlarında vakıf şerhi bulunan bir taşınmazın rayiç taviz bedeli ödenmeden mülkiyet nakline olanak yoktur. Dolayısı ile, davacının her iki taşınmazı üçüncü bir kişiye satması 2672 sayılı ... Kanununun 27.maddesi uyarınca taviz bedeli ödemesi koşuluna bağlıdır. Davalı ... idaresi ödenmesi gereken taviz bedelini 1.711.500,00 YTL olarak hesaplamış ve davacıdan bunun tahsilini istemiştir.
İcra ve İflas Kanununun 72.maddesi hükmü gereğince, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açma yetkisi vardır. Hatta bu dava, icra takibi olmaksızın somut uyuşmazlıkta olduğu gibi taraflar arasında bedel konusunda bir muaraza çıkmışsa takipten önce de açılabilir. Davacı tarafından eldeki davanın açılmasının nedeni budur. Kısaca söylemek gerekirse, davacının ikinci kademedeki isteğinin hukuki dayanağı İcra ve İflas Kanununun 72.maddesi olup, menfi tespit davasına ilişkin istemin çözüm yeri de mahkemenin belirttiği gibi idari yargı yeri değil, genel mahkemelerdir.
Bu açıklamalar karşısında mahkemece yapılması gereken iş, davacının 8.1.2008 tarihli dilekçesi de gözetilerek ikinci kademedeki menfi tespit ile istirdat istemi hakkında olumlu-olumsuz bir hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönün göz ardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/15461, K. 2009/1931, 16 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama