KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1632 E., 2008/2740 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
272 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağı, 04.11.1992 tarihli satış vaadi sözleşmesidir. Sözleşmede vaat borçlusu ...’in vaat alacaklıları ... ve ...’a 132 ada 4 parsel sayılı bahçeli ev niteliğindeki taşınmazda 1/2 payın satışı vaadinde bulunduğu görülmektedir. Kısaca ifade etmek gerekirse, sözleşmenin konusu vaat borçlusu ...’in 4 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payıdır.
Davada ise davacı ..., bu sözleşmeye dayanarak 131 ada 8 parseldeki Hazine adına kaydın iptali ile adına tescilini istemiştir. 131 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydından malikinin davalı Hazine olduğu, ifraz suretiyle tam payı olarak 13.03.1990 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edildiği görülmektedir.
Kayıt maliki olan davalı Hazine’nin davacıya satış vaadi bulunmadığından, davacı vaat borçlusu ...’in yaptığı satış vaadi sözleşmesine dayanarak Hazine’den mülkiyet aktarımı isteminde bulunamaz. Çünkü, dayanılan satış vaadi sözleşmesinin konusu ne ise, vaat alacaklısı sözleşmesinin vaat borçlusundan onu talep edebilir.
Mahkemece değinilen yönün göz ardı edilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; 04.11.1992 tarihli sözleşmede vaat alacaklıları davacı ... ile dava dışı ... olduğu halde sözleşmenin tek vaat alacaklısı davacıymış gibi iptal edilen kaydın tümüyle davacı adına tescili de doğru değildir. Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/1632, K. 2008/2740, 5 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama