KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/176 E., 2008/2826 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
417 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.09.2006 gününde verilen dilekçe ile miktar fazlası belirtmesinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 10206 ada 4 parsel sayılı taşınmaz tapusunun beyanlar hanesinde “Fazlası Hazineye aittir” şeklinde yer alan belirtmenin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz 16.01.1960 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu 4.12.1944 ve 17 sıra numaralı tapu kaydı ile 8113 m2 olarak zeytinlik vasfı ile gerçek kişiler adına tescil edilen 8 parsel numaralı taşınmazın İmar-Islah uygulamaları sonucu çeşitli ada ve parsellere revizyon görmesi ile oluşmuştur. 8 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde “Fazlası Hazineye aittir” şeklindeki belirtme aynı şekilde şeklinde aktarılmıştır. Şimdi davacı bu kaydın terkinini istemektedir. Varlığı kadastro tutanağında işaret edilen dava konusu belirtme tapu kaydına da 16.01.1960 tarihinde aynen aktarılmıştır. Eldeki dava ise, 8.9.2006 tarihinde açılmış bulunmaktadır.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, kayıt maliki olan davacının kayıttaki belirtmenin terkini için açacağı davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağıdır.
Gerçekten, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu m.12/3’deki “bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” şeklindeki hüküm uyarınca şayet, taşınmazın tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, kayıt maliki belirtmenin terkini istemi ile kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz edemez ve dava açılması olanaklı değildir.
Yasadaki 10 yıl olarak belirlenen dava açma süresinin hak düşürücü süre olduğu ve re’sen gözetilmesi gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olayda; 10206 ada 4 parsel sayılı taşınmazın geldiği 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine miktar fazlası belirtmesi 16.01.1960 tarihinde yazıldığına, dava da 8.9.2006 tarihinde açıldığına göre, hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan davacılar, Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki 4070 Sayılı, tapu fazlalıklarının Hazine’ye ait olduğuna ilişkin tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair 4706 ve 4706 Sayılı Kanunda değişiklik yapan 4916 Sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvurulduğunu da ileri sürmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece re’sen gözetilmesi zorunlu hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın reddi yerine, istemin yazılı bazı gerekçelerle hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/176, K. 2008/2826, 6 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama