Dava, biçimine uygun düzenlenen 31.05.2002 günlü taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, satış vaadine konu taşınmaz kayden elbirliği mülkiyet rejimine tabi olduğundan ifa olanağı bulunmayan sözleşmeye dayanılamayacağını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Dayanılan 31.05.2002 tarihli sözleşmenin tarafları, davalılar miras bırakanı ... (vaad borçlusu) ile davacı ... (vaad alacaklısı) dır. Sözleşmede, imar uygulaması sonucu 9512 ada, 1 ve 2 parsel sayısını alan ve öncesi 1 parsel sayılı taşınmazda yarı payın davacı vaad alacaklısına satışının vaad edildiği görülmektedir. Satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte, kayıtta tek malik davalıların miras bırakanı ...’dir. ..., sözleşmeden sonra 23.06.2001 tarihinde ölmüş, kayda intikal suretiyle davalılar paydaş olmuştur.
Burada hemen belirtilmelidir ki, el birliği halinde mülkiyet yasa veya yasanın kabul ettiği sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin bir mala veya hakka birlikte malik olma durumunu ifade eder. Elbirliği mülkiyeti, ortaklarının tüzel kişiliği yoktur. Mülkiyet, bir bütün olarak elbirliği ortaklarının tümüne aittir. Böyle olunca da, terekedeki tasarruf işlemlerinde ortakların oy birliği ile karar vermeleri şartı aranır.
Ne var ki, az yukarıda sözü edildiği üzere miras bırakan ...’in yaptığı sözleşme tarihinde kaydın tek maliki ... olup, sonradan ölümü ve onun terekesinin elbirliği mülkiyet rejimine tabi olması, satış vaadini geçersiz hale getirmez. Sözleşmenin yapıldığı tarihte, elbirliği mülkiyeti sözkonusu olmadığından sözleşmenin ifa olanağı vardır.
Mahkemece, bu saptamalar gözetilerek davanın kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalıların bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 03.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.