KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/2275 E., 2008/3679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
674 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.05.2006 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, Kadastro Müdürlüğünün 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan 02.05.2006 tarihli işlemi ile 1,2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti sırasında 49 ve 50 numaralı köşe noktalarının paftaya tersiminde hata yapıldığı gerekçesiyle düzeltme yapıldığını, yapılan düzeltme işleminin hatalı olduğunu ileri sürerek 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin işlemin iptalini istemiştir. Mahkemece, düzeltme işlemi ile her ne kadar davacıya ait parselin yüzölçümü miktarı azalmış ise de, tapulu taşınmazlarda gerçek durumu yansıtan kayıtlara göre işlemin doğru olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
Dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
Anılan hüküm, “Kadastroları kesinleşmiş taşınmaz mallarda, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltilir.”şeklinde iken 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı yasanın 9. maddesi ile, “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce resen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların resen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiş, böylece, açıklanan teknik hataların düzeltilmesinde vasıf ve mülkiyet değişikliğini engelleyen ifadeler madde metninden çıkartılmıştır. Ancak, buradaki mülkiyet değişikliğinden, orijinal ölçü değerlerinin zemine uyumlu hale getirilmesi amaçlanmakta olup, tapu iptali ve tescil yolu ile çözümlenecek nitelikte olan kadastro tespitine dayalı istemler bu madde kapsamında değerlendirilmemiştir.
Kadastro Müdürlüğünün resen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerinin ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişileri hasım göstererek işlemin iptalini isteyebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce resen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Yargılama sırasında da mahkemece, düzeltme işleminin 41. madde kapsamında, ölçü, tersimat, hesaplama veya sınırlandırma hatasının bulunup bulunmadığını, taşınmazın orijinal ölçü değerleri ile kesinleşen geometrik durumları arasında inceleme yaparak ve taşınmazların fiili kullanım durumları da gözetilerek, fiili kullanım durumu ve orijinal ölçü değerlerinin birbiri ile uyumlu olup olmadığı bilirkişiler aracılığı ile saptandıktan sonra, tapu iptali ve tescil davasına konu olmayacak diğer bir anlatımla orijinal ölçü değerleri ile zeminin uyumlu olması durumu söz konusu ise davanın reddine karar verilir.
Eldeki davada, 1 parsel sayılı taşınmaz malikinin aplikasyon istemi ile Kadastro Müdürlüğüne başvurusu üzerine Kadastro Müdürlüğünce yapılan incelemede 1/2000 ölçekli harita üzerinde yapılan saptamada 49 ve 50 numaralı parsel köşe noktalarının hatalı tersim edildiği, bu durumun aynı zamanda komşu 2 ve 3 parselleri de etkilediği, köşe noktalarının doğru tersimi sonucu parsel yözölçüm miktarlarının düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve 02.05.2006 tarihli işlemle de düzeltme yapılmıştır.
Taşınmaz başında yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda da tersimat hatası yapıldığına değinilmekle yetinilmiş, sonradan alınan ek raporda işlemin 3402 sayılı yasanın 41. maddesine uygun olduğu belirtilmiştir. Ancak, bilirkişi raporlarında ne şekilde hata olduğuna dair bir açıklama ve gerekçelendirmeye rastlanmamıştır.
Yukarda değindiğimiz ilkeler uyarınca yapılan düzeltme işleminin 41. madde kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için taşınmazın orijinal ölçü değerleri ile zemin durumunun karşılaştırılması gereklidir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak, kadastro tespitine esas orijinal ölçü değerlerinin taşınmazın zemindeki fiili kullanım sınırları ile karşılaştırılması, bu karşılaştırma sonucu gerçekten bir tersimat hatasının bulunup bulunmadığının, gerekçeli ve denetime uygun alınacak bilirkişi raporuna yansıtılması ve sonucuna göre hüküm tesis edilmesi olmalıdır. Tüm bu yönler üzerinde durulmadan yetersiz bilirkişi raporu ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/2275, K. 2008/3679, 21 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama