KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/3407 E., 2008/4600 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2005 ve 26.12.2005 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine davaların birleştirilmesinden sonra yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K ARAR _
Dava, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazların yayla yeri olduğu iddiası ile açılmış, mahkemece aynı taşınmazlar hakkında ifrazdan önce tek parça halinde bulundukları dönemde Pozantı Kadastro Mahkemesinin 1998/145 esas sayılı dosyası ile açılan davada orman sayılmayan yer kabulü ile davanın reddine karar verildiğinden ve orada belirlenen bu niteliği gereği eldeki davanın da reddine karar verilmesi gerekir düşüncesinden hareketle dava reddedilmiştir.
Az yukarıda esas numarası belirtilen Kadastro Mahkemesi dosyasında verilen karara göre davacı safhında Orman İşletmesi yer almış olup, davalıları kayıt malikleridirler. Görüldüğü üzere, Hazine bu ilamın tarafları arasında yer almamıştır. Bu nedenle, Kadastro Mahkemesi kararı Hazine’yi bağlamaz.
Ne var ki, davaya konu parseller ifrazdan önce Kadastroda tek parça olarak 483 ada 1 parsel numarası ile tespite tabi tutulmuş ve 26.12.1944 tarih 22 sıra numaralı tapu kapsamı kabul edilmek suretiyle malikleri adına yazılmıştır. Örneği dosyaya getirtilen revizyon alınmış, bu tapu kaydı incelendiğinde iktisabının “hakkı karar” a dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmaz, hakkı kararla Hazine’nin de taraf olduğu idari işlem sonucu oluşturulan tapu kaydı ile revizyon görmüştür. Bu işlemde Hazine taraf durumunda bulunduğundan, çekişmeli parselin yayla niteliğinde olmadığı özel mülkiyete konu teşkil eden yerlerden olduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece, az yukarıda sözü edilen davacı Hazine’nin de taraf olduğu işlemle tesis edilen kayıt davacı Hazine’yi bağlayacağından, davanın bu nedenle reddi yerine, Hazine’nin taraf olmadığı bir hükümden söz edilerek istemin reddi doğru değil ise de, hüküm esasının varılan sonucu itibariyle doğru görüldüğünden onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Hazine vekilinin vekalet ücreti takdirine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Dava dosyası ve birleştirilen 2005/458 esas, 2005/466 esas, 2005/468 esas sayılı dosyalarda dava değeri belirtilmemiş, 2005/2100 esas, 2005/2102 esaslı dava dosyalarında dava değeri 5.500.00 YTL olarak belirtilmiştir. Davalılar tarafından cevap dilekçesi ve oturumlarda değerin belirtilmesi yada mahkemece belirlenmesi konusunda itiraz ileri sürülmemiştir.
Taraflarca bir istem olmadığı halde, mahkemece bilirkişiye değer tespiti yaptırılarak davanın reddi sırasında belirlenmiş bu değer esas alınmak suretiyle davacı Hazine aleyhine dava değeri belirtilmeyen dosyalarda maktu tarifeyi aşar biçimde, dava değeri belirtilen dosyalarda ise nisbi tarifeyi aşar biçimde vekalet ücreti yükletilmesi yasaya aykırı olup, bozma nedeni ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/VII.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi uygun bulunmuştur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/3407, K. 2008/4600, 3 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama