KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/3690 E., 2008/8355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 10.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.06.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av.... .... Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 190 ada 188 parsel numaralı taşınmazın satış bedelini ödeyerek kendisinin aldığını, ancak yabancı uyruklu olması, taşınmazın satın alındığı tarihte yurt dışında olması ve aralarındaki ... ilişkisi sebebiyle tapunun davalı adına tescil edildiğini, bilahare üzerine iki adet dubleks villa inşa edildiğini, ancak davalının tapuyu vermekten kaçındığını belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davacı ile 2002 yılında ortak arsa alarak üzerine ev yapmaya karar verdiklerini, davacı tarafından gönderilen paranın 88.542 Euro olduğunu, davacının dayandığı belgelerdeki imzanın kendisine ait olmadığını, gerçek borç miktarının 125.000 Euro olmadığını belirtmiş ise de, 13.12.2006 tarihli dilekçesinde B Blok dubleks daireyi veya 125.000 Euro bedeli vermeyi kabul ettiğini vekili aracılığı ile beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağı inanç ilişkisidir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK. m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Eldeki davada, davalı adına kayıtlı taşınmazın davacı tarafından alındığı ve yanlar arasındaki inanç ilişkisi sebebiyle davalı adına tescil edildiğine dair yukarıda içeriği açıklanan şekilde yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge mevcut değil ise de davacı dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olup, davalı 13.12.2006 tarihli dilekçesi ile, taşınmaz üzerinde bulunan B Blok dubleks daire veya 125.000 Euro bedeli ödemeyi kabul etmiştir.
HUMK.nun 92 ve 95 maddeleri hükmü gereğince kabul kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurur.
Dosya kapsamı ile taşınmazın Datça İlçesi sınırlarında bulunması ve davacının aynı yerde adına kayıtlı taşınmazda mevcut olup mülk edinme engeli bulunmadığından öncelikle davacıya bu ... hatırlatılmalı, davacı yemin delili ile iddiasını kanıtlarsa davanın bütünüyle kabulüne, aksi halde ise, davalının kabul beyanı ve bedele yönelik açılmış bir davada bulunmadığından B Blok dubleks dairenin bu daireye isabet eden arsa payı ile birlikte davacı adına tesciline karar verilmelidir.
Tüm bu yönler bir yana bırakılarak eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/3690, K. 2008/8355, 24 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama