KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4381 E., 2008/5659 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.01.2007 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine dair verilen 27.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali, isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 41. madde uyarınca düzeltme işleminin iptali için açılan davalarda husumetin yararına düzeltme yapılan kişiye yöneltilmesi gerektiği belirtilerek kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
3402 sayılı Yasanın 41.maddesi, “Kadastroları kesinleşmiş taşınmaz mallarda, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltilir.” şeklinde iken 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı yasanın 9. maddesi ile, “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiş, böylece, açıklanan teknik hataların düzeltilmesinde vasıf ve mülkiyet değişikliğini engelleyen ifadeler madde metninden çıkartılmıştır. Ancak, buradaki mülkiyet değişikliğinden, orijinal ölçü değerlerinin zemine uyumlu hale getirilmesi amaçlanmakta olup, tapu iptali ve tescil yolu ile çözümlenecek nitelikte olan kadastro tespitine dayalı istemler bu madde kapsamında değerlendirilmemiştir.
Kadastro müdürlüğünün resen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerinin ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişileri hasım göstererek işlemin iptalini isteyebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce resen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
41. maddeye ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; dava konusu 858 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü hesabının hatalı yapıldığı gerekçesiyle 7925 m2 olan yüzölçümünün 6347 m2 olarak 12.12.2006 tarihinde düzeltilmiştir. İşlemin davacıya tebliğinden sonra yasal 30 günlük süre içersinde Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilerek işlemin iptali istenmiştir.
Kadastro Müdürlüğü 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uygulaması öncesi taşınmazlarda yapılan inceleme sırasında hesap hatasının fark ettiklerini belirterek dava konusu düzeltme işlemini yapmıştır. Az yukarıda da değinildiği gibi işlemin Kadastro Müdürlüğünce resen yapılması ve bu düzeltmenin başka herhangibir taşınmazı etkilememesi durumunda davanın Kadastro Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekmektedir.
Mahkemece davanın doğru hasıma yöneltildiği gözetilerek yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp sonuca gidilmesi gerekirken pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi doğru olmamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/4381, K. 2008/5659, 1 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama