KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4646 E., 2008/8688 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.07.2007 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.07.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraf davacı vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar ve davalının imzasını taşıyan adı yazılı "protokol" başlıklı belgeye dayanarak, davalı adına kayıtlı bulunan 7352 parsel numaralı taşınmazın (1/3)'er paylı olarak adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacıların temyizi üzerine Dairemizin 02.04.2007 tarihli kararı ile özetle; dayanılan "protokol" başlıklı belgenin inanç sözleşmesi niteliğinde olduğu, uyuşmazlığın 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı doğrultusunda değerlendirilerek çözümlenmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Yerel mahkemece, anılan inanç sözleşmesinin dava konusu yere ait olduğunun kabulü ile taşınmazın tamamının eşit oranda taraflar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Gerek 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve gerekse Dairemiz kararında da belirtildiği üzere, yanlar arasında düzenlenen "protokol" başlıklı belge inanç sözleşmesi niteliğinde olup, yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporu ile de sözleşmenin dava konusu 7352 parsel numaralı taşınmaza ait olduğu sabittir. Bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Ancak 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 18/son maddesi, "veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre şuyulandıran, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz" hükmünü içermektedir.
Anılan yasal düzenlemenin amacına göre inanç sözleşmesine konu yer içinde uygulanacağında kuşku yoktur. Dosyaya gelen kayıt ve bilirkişi raporuna göre, sözleşmeye konu olan 7352 parsel ... köyünde, tarla niteliği kayıtlı bulunmaktadır. Belirtilen nedenle inanç sözleşmesi gerekli ise de İmar Kanununun 18/son maddesi uyarınca paylı tescil olanağının bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/4646, K. 2008/8688, 1 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama