KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4764 E., 2008/6214 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.02.2006 gününde verilen dilekçe ile rödovans sözleşmesinin feshi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 25.11.2004 günlü rödövans sözleşmesinin haklı nedenlerle feshi istemine ilişkindir.
Davalı, ruhsatlı sahanın kısmen işletmeye açıldığını, davacının temerrüt nedeni olarak öne sürdüğü harçlardan kısmen sorumlu olacağını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı yöntemine uygun temerrüde düşürülmediğinden bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Yanların, imza ve içeriğinde uyuşmazlık çıkarmadıkları 25.11.2004 günlü rödovans sözleşmesi 10 yıl sürelidir. Anılan sözleşmenin Devlet Hakkı Vergiler ve Benzeri Yükümlülükler başlıklı 6. maddesinde “işletmeci çalışma yaptığı alan içerisinde ki o yılın faaliyetleri sonucu oluşan bilançoyu düzenleyerek Devlet hakkı ödendikten sonra ilgili mercilere verilmek üzere 15 Mart tarihine kadar saha sahibine teslim eder. Saha ile ilgili her türlü harçlar, Devlet hakkı, diğer harçlar ve teminatlar işletmeciye aittir. İşletmeci bu harçların ödeme tarihinden 15 gün önce saha sahibine öder. Ödenmemesi halinde 1 ay müddet tanınır, yine bu 1 ay zarfında ödenmezse anlaşma fesh olur…” hükmü bulunmaktadır.
Davacı kiralayan, sözleşmenin bu hükmüne rağmen kiracı davalı şirketin 2005 yılına ait harcı ödemediğini, kendisinin sözleşme hükmüne uyarak davalıya 26.04.2005 tarihinde 1 ay süreli ihtarname gönderdiğini, ihtarnamenin sonuç vermemesi üzerine de temerrüde düşen davalı hakkında eldeki bu davayı açtığını ileri sürmüştür.
Borçlunun temerrüdüne ilişkin düzenleme Borçlar Kanunu’nun 101-108 maddeleri arasında yer almıştır. Bilindiği üzere geniş anlamda borçlu temerrüdü (borçlunun direnimi) borçlunun sözleşmeye aykırı davranması, bir başka anlatımla borcu ifa etmemesi demektir. Bu durumda ifa olanağı bulunduğu, ifa için kararlaştırılan zaman geldiği ve uyarıldığı halde borçlu borcunu ifa etmemektedir. Genel olarak borçlu temerrüdünde aranan ilk şart, edimin ifa olanağı bulunmasıdır.
Şayet edimin ifası, objektif olarak imkansız ise borçlu temerrüdünden söz edilemez. Borçlunun temerrüdünde aranan diğer bir şartta borcun muaccel olmasıdır. Borç istenebilir hale gelmeden temerrütten bahsedilemez. Zira, muacceliyet alacaklının borçludan borçlanılan edimi talep ve dava edebilme yetkisini ifade eder. Fakat borçlu, borç henüz muaccel olmadan edimini yerine getirmeyeceğini bildirmişse yine de temerrüt gerçekleşmiş sayılır.
Borçlar Kanununun 101/1 maddesine göre “muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur”. Demek ki temerrüt için muacceliyet yetmemekle kural olarak da alacaklının ihtarı aranmaktadır. İhtardan maksat alacaklının talep iradesinin borçluya ulaşmasıdır. Bütün bunlardan ayrı alacaklının edimi kabule hazır olması borçlunun ifadan kaçınma hakkının olmaması da temerrüt için aranan diğer koşullardır. Borçlu, kusurlu veya kusursuz olsun yukarda sayılanlar varsa temerrüt gerçekleşir. Eş söyleyişle, borçlunun kusuru temerrüt için şart değildir. Temerrüde ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Yukarıda aynen yazılan yanlar arasındaki 25.11.2004 tarihli sözleşmenin 6. maddesine göre, sahaya ait her türlü harçların davalı tarafından ödenmesi gerektiği açıktır. Davalı, madencilik işiyle uğraşan bir ticari şirkettir. Basiretli bir madencilik şirketi olması gereken davalının sahaya ilişkin harcı hangi zamanda ve hangi miktarda ödeneceğini bilmemesi, bunun ayrıca davacı tarafından zaman ve miktar olarak davalıya bildirmesi gerekmez.
Davacı, sözleşmenin 6. maddesindeki yükümlülüğü olan ihtarnameyi davalıya göndererek ve 1 aylık süre tanıyarak, ödediği harcın harcı sözleşme hükümlerine göre istemek suretiyle davalıyı temerrüde düşürdüğünden, temerrüt nedeniyle sözleşmenin feshini talep yetkisini kazanmıştır. Olayda, temerrüdün yukarda sayılan bütün şartları gerçekleştiğinden istemin kabulü
yerine HUMK.nun 275. maddesi hilafına hakimin genel hukuk bilgisiyle çözeceği konuda bilirkişi raporuna bağlı kalınarak dava reddedildiğinden, karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/4764, K. 2008/6214, 13 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama