KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/4848 E., 2008/5683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
640 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.07.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal, tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, çaplı taşınmaza yersiz elatmanın kal suretiyle önlenmesi ve tazminat istemi ile açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin krokisinde kırmızıya boyadığı 1-A harfi ile gösterilen 14.38 m2’lik yer ve maviye boyanan 1-B harfi ile gösterilen 14.22 m2’lik yere davalının haksız elatmanın önlenmesine, 1-A harfi ile gösterilen taşınmazdaki yapı yıkılmış olduğundan yıkıntıların kaldırılmasına, 1-B harfi ile gösterilen yerdeki yapının ise yıkılmasına, bilirkişinin davacı zararı olarak hesapladığı 364.50 YTL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, 4 parsel sayılı taşınmazın çap kaydı içerisinde kalan bilirkişilerin 18.07.2007 tarihli krokilerinde yeşille çevrelediği alanda yer alan 1-A ve 1-B harfleri ile gösterdikleri taşınmaz bölümlerine ilişkindir. 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinden ise, 391/3210 payının davacı ..., 409/3210 payının davalı ...’a paylı olarak tescil edildiği, diğer payların dava dışı kişiler üzerinde olduğu görülmektedir. Kısaca ifade etmek gerekirse, davacı ... ve davalı ... 4 parsel sayılı taşınmazın paylı maliklerindendir. Eldeki dava, paydaşlar arasında elatmanın kal suretiyle önlenmesi ve tazminat ödetilmesi istemiyle açılmıştır.
Kuşkusuz, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına elatmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez.
Yerleşen Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26.maddeleri hilafına tapulu taşınmazlar da harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz.
Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtta paylı eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa=söze sadakat” kuralı doğrultusunda korunması gerekir.
O yüzden mahkemece açıklanan bu yönü üzerinde durulması, başka bir anlatımla 4 parsel sayılı taşınmazın tüm paydaşların katıldığı kullanma paylaşımına konu olup olmadığının, tarafların bu konudaki delilleri istenip dayanılan taksim krokisinden yararlanılarak açıklığa kavuşturulması gerekir.
Yapılacak inceleme ve araştırma sonucu 4 parselin bütün paydaşlarının katılması suretiyle kullanma taksimine tabi tutulduğu ve bilirkişilerin krokide yeşille çevrelediği alanın davacıya bırakıldığı saptanırsa, davalının taksimen davacıya bırakılan taşınmazına yapı yaparak elatması haksız olacağından, elatmanın önlenmesi kararı verilmeli, aksi halde payı sebebiyle davalının da taşınmazda yararlanma hakkı olacağından, elatmanın önlenmesi isteği reddolunmalıdır. Bu yönler üzerinde durulmaksızın elatmanın önlenmesi isteği eksik inceleme ve araştırmayla kabul edildiğinden, karar bozulmalıdır.
Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 737.maddesi uyarınca, malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkilerini kullanırken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıklardan kaçınması gerekir. Hoşgörü sınırlarını aşabilecek ve yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan kaynaklanan fiilleri sebebiyle komşusuna zarar veren malikin ortaya çıkan zararları gidermesi gerekir.
Zarar sebebiyle tazminata hükmedebilmek için orta yerde komşusunun haksız fiilinin kanıtlanması, bu haksız fiil sebebiyle diğer tarafın zarara uğramış olması, haksız fiil ile ortaya çıkan zarar arasında iddiyet bağının bulunması koşulları aranır. Eldeki uyuşmazlıkta davacı, davalının taşınmazını kullanmasından ötürü bin.YTL zarara uğradığını iddia etmiş, bilirkişice bu zarar tutarı 364.50 YTL olarak hesaplanıp hüküm altına alınmışsa da,
mahkemenin hükme dayanak yaptığı bilirkişi raporunda tazminatın hüküm altına alınabilmesi için yukarıda sözü edilen unsurların varlığı irdelenmemiş, soyut bir ifadeyle davacı zararının 364.50 YTL olduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin hükme dayanak aldığı rapor, bu haliyle yetersiz kaldığından bilirkişiden açıklanan doğrultuda ek rapor alınıp, tazminat istemi sonucuna uygun değerlendirilmelidir. Tüm bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/4848, K. 2008/5683, 1 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama