Davada, 15.06.1977 tarihli resmi senede dayanılarak 88 parseldeki davalının 5/30 payının iptal ve tescili istenmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Somut uyuşmazlıkta öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, istemin dayanağını oluşturan 15.06.1977 tarihli resmi senedin niteliğidir. Gerçekten, Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen bu senette davalıya vekaleten hareket eden ... ’nin davacıya 88, 89 ve 141 parsel sayılı taşınmazlardaki hissesini sattığı yazılıdır.
Satıldığı bildirilen bir kısım taşınmazlar akdin yapıldığı tarihte tapuda kayıtlı bulunmadığından, kuşkusuz senedin satış vaadi yapılması şeklinde değerlendirilmesi gerekecektir. Esasen 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26. maddesi hükmünce yasanın satış akdi yapmakla görevlendirdiği Tapu Sicil Müdürlüklerinin satış vaadi sözleşmesi yapamayacağı düşünülemez.
Doktrinde de hakim olan görüş satış vaadi sözleşmelerinin Noterlerin yanında Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından da yapılabileceği doğrultusundadır.
Bu konu 24.04.1978 tarih, 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da tartışılmış anılan kararın sonuç bölümünde,”
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, ana taşınmazda henüz kat mülkiyeti ya da irtifakı kurulmadan önce, bağımsız bölüme ilişkin ve arsa payı ile bağlantılı veya bağlantısız, eş deyişle arsa payı belirlenmiş Veya belirlenmemiş olarak noterlerce düzenlenen kat mülkiyeti ya da kat irtifakı satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğuna, bu tür bir satış vaadi sözleşmesinin tapu memurunca düzenlenmesinin zorunlu bulunmadığına,” neticesine ulaşılmıştır.
Görülüyor ki, 24.04.1978 tarih ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin noterlerce düzenlenebileceği, tapu sicil müdürlüğünde düzenlenmesinin zorunlu olmadığı kabul edilerek, dolaylı biçimde “Tapu Sicil Müdürlüğü”nün taşınmaz satış vaadi düzenleme yetkisi de kabul edilmektedir.
Hal böyle olunca mahkemece, 15.06.1977 günlü resmi senet taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak kabul edilmek suretiyle istemin yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınmasında yasaya aykırılık yoktur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 08.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.