KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5049 E., 2008/7027 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2004 gününde verilen dilekçe ile inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmaz ise tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Somut olayda; davacı 28.05.2003 günlü belgeyle inanç ilişkisinin varlığını kanıtlamıştır. Ancak;
Davacı, yabancı uyruklu gerçek kişidir. 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 5444 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra Anayasa Mahkemesinin 11.04.2007 tarih 35-48 sayılı iptal kararı kapsamı dışında kalan 35. maddesi hükmü uyarınca yabancı uyruklu gerçek kişi Türkiye’de ancak, karşılıklı olmak ve Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla işyeri veya mesken olarak kullanmak üzere uygulama imar planı veya mevzi imar planı içinde bu amaçlarla ayrılıp, tescil edilen taşınmazları mülk edinebilir.
Dava konusu taşınmaz, 144 parsel sayısı ile Bornova İlçesi, Eğridere Köyü sınırlarındadır. Tapudaki niteliği ise, zeytinli tarla’dır.
Diğer taraftan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, taşınmazın Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde kalmakla beraber İzmir Kentsel Bölge ... imar planında rekreasyon alanı kullanımına ayrıldığını, 1/25000 ölçekli planın kesinleşmediğini, itirazların değerlendirme sürecinde bulunduğunu, 1/5000 ölçekli ... imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kararlarının olmadığını bildirmiştir.
Görülüyor ki, 144 parsel uygulama imar planı olmayan veya mevzi imar planı bulunmayan, bu planlarda işyeri veya mesken olarak gösterilmemiş bir alandadır. Böyle bir yerin yabancı uyruklu gerçek kişi tarafından mülk edinme olanağı yokken, davacının ikinci kademedeki isteminin incelenip sonuca bağlanması yerine yasa hükümleri bir yana bırakılarak taşınmazın davacı adına tescili Kanuna uygun düşmemiştir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5049, K. 2008/7027, 2 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama