KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5384 E., 2008/6377 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.05.2005 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkına elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, intifa hakkı sahibi olduğu taşınmazı kullanımının çıplak mülkiyet sahibi davalının engellediğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur. Davalı, taşınmazı davacının izni ile kullandığını söylemiş ve davanın reddini savunmuş, davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Başkasına ait bir eşya, hak veya malvarlığı üzerinde belirli bir kişiye tam yararlanma hakkı tanıyan bir irtifak türü olan intifa hakkı Türk Medeni Kanunu’nun 794. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İntifa hakkının kurulması ile birlikte malik, eşyanın veya hakkın özdeğerini kendisinde tutmakta, ancak elde edilecek yararları belli bir kişiye tahsis etmektedir.
Hak sahibi de hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahip olmaktadır(m.803/1). Bu yetki bağlamında da hakkın kullanımına engel olunması durumunda ya da hakka haksız diğer müdahaleler de müdahalenin önlenmesini isteme yetkisine sahiptir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı sürece de bu haktan doğrudan yararlanabileceği gibi, bu hakkını üçüncü bir kişiye de devredebilir(m.806).
Somut olayda davacı, dava konusu taşınmaz üzerinde intifa hakkı sahibi olup. Hakkı kendisine devreden çıplak mülkiyet sahibinin elatmasının önlenmesini istemektedir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede hakkın üçüncü kişi aracılığı ile kullanılmasına engel bir hüküm yoktur. Ne var ki, yararlanma hakkını davacıya devretmekle bu hakka karşı üçüncü kişi konumuna gelen çıplak mülkiyet sahibi davalının davacı ile onun adına bu hakkı kullandığın kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davalının, intifa hakkını davacı adına kullandığına dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak, mahkemece harç ve vekalet ücretinin dava konusu taşınmazın bedeli üzerinden takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Gerçekten de, dava intifa hakkı sahibi olunan taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olduğuna göre dava değerini, mülkiyeti çekişmeli olmayan taşınmazın değil, intifa hakkı değeri diğer bir anlatımla taşınmazın kullanım değeri oluşturacaktır.
Bu değer de dava dilekçesinde gösterilen ve itiraza uğramayan 5.050,00 YTL olup, harç ve vekalet ücretinin bu değer üzerinden hesaplanması gerekeceği kuşkusuzdur.
Davalının harç ve vekalet ücretinin fazla alındığı iddiasıyla kararın bozulmasına ilişkin temyiz itirazı açıklanan nedenlerle yerinde görülmüş ise de bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/VII. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5384, K. 2008/6377, 16 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama