KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5455 E., 2008/6140 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.04.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 17 parsel sayılı taşınmazı davalı kardeşi de dahil dört kardeş olarak birlikte satın aldıklarını, davalının tapuda daha sonra devredeceğini kararlaştırdıklarını, fakat davalının diğer kardeşlerinin paylarını devir ettiği halde kendi payını adına devre yanaşmadığını beyanla taşınmazın davalının adına olan kaydının 1/2 payının iptali ile kendi adına tescilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan belge olmalıdır. Böyle bir belgenin bulunmaması halinde en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde, inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir.
Bunların hiçbirinin olmaması durumunda, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa, mahkemece davalıya yemin tebliğine hakkı olduğu hatırlatılması gerekir.
Eldeki davada; tapu iptali tescil istemi yönünden; davacı inanç sözleşmesini yazılı delil ya da karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak; davacı taraf dava dilekçesinde ve 27. 06. 2008 tarihli delil listesinde yemin deliline dayandığını bildirdiğinden, mahkemece davacıya yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak HUMK.nun 337 ve müteakip maddeleri gereğince işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5455, K. 2008/6140, 12 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama