KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5526 E., 2008/10559 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
809 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.08.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, tespit ve tazminat, karşı davada ise ecrimisil ve tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 23.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı-davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.09.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı-davacı vekili Av.... ile karşı taraftan davacı-davalı vekili Av.... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı davalının üvey kızı olduğunu, yabancı uyruklu olması ve bürokratik işlemlerin uzun sürmesi nedeniyle 920 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 6 no’lu bağımsız bölümün ve 09.K.7983 plakalı aracın kendi parası ile satın alındığı halde miras bırakan eşi ... Meewis ( İplikci ) adına tescil edildiğini , yine miras bırakan eşi adına olan Merkez bankası ve Ziraat bankası mevduat hesaplarındaki paraların da kendine ait olduğunu ileri sürerek , tapu iptali ve tescil , aracın trafik kaydının adına tescilini ve banka hesaplardaki paranın kendisine ait olduğunun tespitini, bu istemleri kabul edilmediği taktirde ise tazminat istemiştir.
Karşı davacı ise, taşınmaz ve aracın kullanımı nedeniyle toplam 17.000.00 YTL. ecri misil istenmiştir.
Mahkemece , davanın kısmen kabulü ile 920 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 6 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, 09.K.7983 plaka numaralı aracın trafik kaydının iptali ile davacı adına
tesciline , Merkez bankasındaki 24825 numaralı hesapta bulunan 66.000 USD, 157015 numaralı hesapta bulunan 37.500 Euro, 159299 numaralı hesapta bulunan 37.500 Euro ile Ziraat Bankası Karşıyaka şubesi 8244778-5004 numaralı hesapta bulunan 27.325.18 YTL. nin davacıya ait olduğunun tespitine, aynı hesaptan davalı tarafından çekilen 11.250.00 YTL. nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı- davacı ... temyiz etmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, trafik kaydının iptali ve tespit isteğine ilişkindir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ... edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236), yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ... edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir
İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunun 125.maddesi hükmünce inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalara da zamanaşımı süresi 10 yıl olarak kabul edilmektedir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında :
Davacı – davalı az yukarıda açıklandığı şekilde yazılı delil yada davanın tamamen ispatına kafi olmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek miras bırakan ...’nin elinden çıkmış bir belgeyi dosyaya ibraz edememiştir. Mahkemece, banka dekontları yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilerek tanık beyanları ile davanın kanıtlandığı belirtilmek suretiyle istem hüküm altına alınmış ise de; anılan banka havale dekontlarında yapılan havalenin taşınmaz ve araç alımı nedeniyle gönderildiğine dair bir kayıt olmadığından bu banka havale dekontlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak yoktur.
Öte yandan; Merkez Bankası ve Ziraat Bankasında bulunan dava konusu hesapların mudisi tarafların miras bırakanı ... olup, anılan hesaplar ... tarafından açtırıldığı ve hesaplara paranın onun tarafından yatırıldığı anlaşılmaktadır. ...’nin davacı ile ortak başka hesaplarından para çekmesi ve davacı tarafından gönderilen havaleleri alması da az yukarıda açıklandığı şekilde dava konusu banka hesaplarına yatırılan paranın davacıya ait olduğuna dair yazılı delil başlangıcı olarak kabul olunamaz.
Tüm bu açıklamaların ışığı altında inançlı işlem yazılı delil yada yazılı delil başlangıcı ile kanıtlanamamıştır. Bu durumda davacı- davalı delil listesinde “ sair yasal delillere” dayandığını bildirdiğinden “ Yemin “ deliline de dayandığı kabul olunarak , mahkemece davacı- davalı tarafa davalı- davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Tüm bu yönler bir yana bırakılarak yanılgılı değerlendirme ile tanık beyanlarına değer verilerek davacı – davalının isteminin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5526, K. 2008/10559, 23 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama