Davacı, kendisine ait 394 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalıya ait 953 parsel sayılı taşınmazdan mecra hakkı verildiğini, davalının mecra hakkı kurulmuş olan zeminde bulunan su borularını sökerek buraya inşaat yaptığını, su akışına engel olduğunu, müdahalenin men'ini, inşaatın kal'ini ve uğradığı zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 2.000.YTL. tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme, hükmünü kurarken davalı tarafa yükletilen tazminat miktarını nazara alarak bu miktarın kesinlik sınırı içerisinde olduğunun kabulü ile buna göre hüküm oluşturmuştur. HUMK.nun 427/2. maddesi gereğince hükümlerde kesinlik sınırı taşınır mal ve alacaklara ilişkin hükümlere münhasırdır. Eldeki dava, her ne kadar bir tazminat istemini de içeriyor ise de, bununla birlikte sınırlı bir ayni hakkın korunması istemi de dava edilmiştir. Böyle olunca hüküm temyize tabi ilamlardan olup, mahkemenin sadece tazminat miktarına dayanarak hükmü kesin olarak verdiğini vurgulaması yasaya aykırı olmuştur. Hüküm fıkrasından "kesin olarak" sözcükleri hukuki dayanaktan yoksun olduğundan bunların hükümden çıkarılmasına karar verildikten sonra davalı vekili temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, yerel mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 29.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.