Davacı, 18 parsel sayılı taşınmazın 174.50 m2 olan yüzölçümünün Kadastro Müdürlüğünce 10.08.1971 tarihinde yapılan revizyon işlemi sonucu 152 m2 ye düşürüldüğünü ileri sürerek, işlemin iptalini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca davanın 30 gün içinde açılmadığı gerekçesiyle red kararı verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, Kadastro Müdürlüğünce yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir. 21.06.1987 tarihinde kabul edilen ve 09.07.1987 tarihinde de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir.
Bu maddenin uygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hak düşürücü süre aranmaz” şeklindedir. 3402 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılan düzeltme işlemlerinin iptali istekleri anılan madde hükmü uyarınca incelenerek karara bağlanır.
Somut olayda davacı, Kadastro Müdürlüğünün, 10.08.1971 tarihli işleminin iptalini istemektedir. İşlem tarihinde 3402 sayılı yasa yürürlükte değildir.
Davacının iptalini istediği revizyon işlemi ise 1932 yılında tanzim edilen kadastro paftalarının fenni uygulanırlık niteliğini yitirmesi sonucu, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün görüşü ve taşınmaz maliklerinin onayı alınarak, ada içindeki taşınmazların miktar fazlalığı veya eksikliği sabit sınırlar içinde olduğu ve Türk Medeni Kanunun 935. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğü 107, 2613 sayılı Yasanın 26. maddesi ve Tapu Tahrir Nizamnamesi 33 ve hükümleri nazara alındığı belirtilmek suretiyle yapılmıştır.
Müdürlüğün 10.08.1971 tarihli, 18 numaralı yenileme kararı 17.08.1971 de Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmiş kayıtlara işlenmiştir. Davacıya taşınmaz 05.05.1982 yılında intikal etmiş olup, intikal tarihinden beri de taşınmazı düzeltilmiş miktarı ile kullanmaktadır.
Yukarıdan beri anlatıldığı şekli ile orta yerde 3402 sayılı yasanın 41. maddesine göre yapılan bir düzeltme işlemi yoktur.
Kadastro Komisyonu Düzeltme işlemi, Türk Medeni Kanunun 935. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğü 107, 2613 sayılı Yasanın 26. maddesi ve Tapu Tahrir Nizamnamesi 33 ve hükümleri nazara alınarak yapılmış olup, bu işlem yapılırken davacının miras bırakanı işleme olur vermiş 15 günlük itiraz süresi içerisinde düzeltme işleminin iptali yoluna gidilmemiş, düzeltme kesinleştikten sonra da tapuya tescil edilmiştir.
Davacı her ne kadar murisinin onayının olmadığını savunmuş ise de bu hususu kanıtlayamamıştır. Mahkemece davanın açıklanan nedenlerle reddi gerekirken, davanın niteliğinde hataya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ancak yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin açıklandığı şekilde değiştirilerek ve düzeltilmesine,
Yerel mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 30.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.