KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5558 E., 2008/6381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
605 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 01.11.2006 gününde verilen dilekçe ile 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine dair verilen 15.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, Kadastro Müdürlüğünce 01.09.2006 tarihinde, 3402 sayılı yasanın 41. maddesi uyarınca, 59 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sırasında hükmen tescil davasında kabul edilen sınır yerine önceki kadastral sınırın esas alındığı gerekçesiyle yapılan düzeltmede, kendisine ait taşınmazın miktarının azaltıldığını tersimat hatasının bulunduğu gerekçesiyle düzeltme yapıldığını ileri sürerek, işlemin iptali isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın yararına düzeltme yapılan kişiye yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığından söz edilerek istemin reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir. 22/2/2005 tarihli 5304 sayılı Kanunun 9. maddesi ile değişik anılan madde, “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir...” hükmünü taşımaktadır.
Bilindiği gibi, harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanunu’nun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verileceği kabul edilmiştir. Harita ve plandan maksat diğer bir ifade ile mülkiyetin kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın ölçü değerleridir. İşte 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamını belirlemek ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hataların düzeltilmesi amaçlanmakta olup, düzeltme ile mülkiyet aktarımı yapılmamaktadır. Mülkiyet aktarımı yapılmasını gerektirecek nitelikteki, madde kapsamında olmayan hatalar ancak tapu iptali ve tescil davası ile çözüme ulaştırılabilir.
Somut olayda, davacı kendisine ait 2 parsel sayılı taşınmazın aplikasyonu için Kadastro Müdürlüğüne başvurduğunda Müdürlük, 2 parselin geldisi ve ifraz edilen 59 parsel ile güney sınır komşusu 58 parsel arasındaki sınırın hükmen değiştirilmesine rağmen ifrazda bu hususun atlandığı belirtilerek resen düzeltme yapılmıştır. Mahkeme düzeltme işleminin 58 parsel sayılı taşınmaz yararına olduğu belirtilerek Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceği kabul edilmiştir. Burada yargılama hukuku açısından davalıdan ne anlamak gerektiğine değinmekte yarar vardır.
Subjektif hakkı ihlal edilen kişinin mahkemeden hukuki koruma isterken, bu hakkı ihlal eden kişiye karşı koruma talebinde bulunmaktadır. Davalı, subjektif hakla doğrudan bağlantılı ve bunu davacı açısından ihlal eden kişidir. 41. maddeye göre düzeltme işlemleri az yukarıda da açıklandığı gibi, Kadastro Müdürlüğünce resen veya ilgililerin talebi üzerine yapılmaktadır. İşlemin yasaya aykırı olduğunu ileri süren kişi davasını düzeltme işlemi için başvuruda bulunan kişiye, Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltme yapılmış ise de müdürlüğe karşı yöneltmelidir. Bu arada işlemin iptal edilme ihtimali nedeniyle, düzeltme ile yararına değişiklik yapılan kişilerinde davada yer alması gerekir. Yoksa yararına düzeltme yapılan kişinin iradesi ile oluşmuş bir subjektif hak ihlali bulunmamaktadır.
Bu genel açıklamalardan dava konusu işleme baktığımızda, düzeltme işleminin Kadastro Müdürlüğünce resen yapıldığı, 58 parsel sayılı taşınmaz malikinin başvurusunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının davasını Kadastro Müdürlüğüne yöneltmesinde bir usulsüzlük yoktur. Ancak yapılan işlemle 58 parsel sayılı taşınmaz malikinin hukuki durumunda da bir değişiklik meydana geldiğinden, taşınmazın tapu kaydının getirtilmesi ve malikinin usulünce davada yer alması sağlandıktan sonra işin esasına girilerek, taraf taşınmazlarında yapılan düzeltmenin harita ve planlarda yapılan ölçü,
sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hataları kapsamında kalıp kalmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Tüm bu yönler gözardı edilerek davanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından bahisle reddi doğru değildir, karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5558, K. 2008/6381, 16 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama