KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5657 E., 2008/6835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.12.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.01.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 69 parsel sayılı taşınmazı 30.000 m2 olarak satın aldığını, ancak tapuda 26.000 m2 olduğunu, bu eksikliğin 68 parselin sınır tecavüzünden kaynaklandığını ileri sürerek, 68 parselden tapu iptali suretiyle tapu kaydında yüzölçümü miktarının düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., davacı taşınmazına herhangi bir elatmalarının olmadığını, kadastro tespitinin doğru yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 69 parselin yüzölçümünün 26.000 m2’ye 5050,81 m2 eklenerek 31.050,81 m2, 68 parselin yüzölçümünün de 5050,81 m2 eksiltilmek suretiyle 40.549,19 m2 olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Bir davada olayları anlatmak tarafların hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir(HUMK.m.76). Davacı dayanak kayıttaki miktarın 26.000 m2’ye düşmüş olmasının nedenini davalı taşınmazından kendi taşınmazı aleyhine sınır ihlali olarak göstermiştir. İsteminde her ne kadar yüzölçümü düzeltilmesi talep ettiğini belirtmiş ise de, dayandığı vakıalara göre dava, kadastro öncesi mülkiyet hakkına dayalı tapu iptali-tescil niteliğindedir.
Böylesi kadastro öncesi tapu kaydına dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında nasıl bir araştırma ve inceleme yapılması gerektiğine kısaca değinmek gerekir. Mahkeme her şeyden önce, tüm geldileri ile birlikte tapu ve dayanaklarını, kadastro tespit tutanaklarını, varsa haritalarını, 4753 sayılı yasa
gereği dağıtıma tabi tutulan yerlerden ise belirtmelik tutanakları ve dağıtım cetvel ve haritalarını getirtmelidir. Taşınmazlara komşu taşınmaz kayıtları ve dayanakları da aynı şekilde temin edilmelidir.
Kayıtlar tamamlanıp dosyanın bu şekilde keşfe hazırlanmasından sonra, yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınırın yerel bilirkişi veya bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit edilmesi, gerekirse kayıt sınırları hakkında bilirkişilerden açıklama alınması, bilinmeyen bir sınır varsa o sınır yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanması, komşu taşınmaz kayıtları da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.
Ayrıca, keşifte hazır bulundurulacak tapu memuru veya mühendisine keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı denetime elverişli olacak şekilde yansıtan infaza elverişli rapor ve kroki hazırlattırılmalıdır.Yöntemince kayıtlar uygulandıktan sonra taraf taşınmazlarının mülkiyet sınırları belirlenip, alınacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmelidir.
Tüm bu açıklamalardan sonra somuta olaya döndüğümüzde;
Davacıya ait 69 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı 13.08.1998 tarih 6 sıra nolu ve 30.000 m2 yüzölçümlü tapu kaydına dayanılarak 15.12.1998 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu oluşmuştur.
Davalı taşınmazı da aynı tarihte kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu 08.08.1986 tarih 40 numaralı tapu kaydı dayanarak yapılarak tespit ve tescil edilmiştir.Tarafların dayanak kayıtları 4753 sayılı yasaya göre yapılan tevzii sonucu oluşmuş, mahkemece, belirtmelik tutanakları da getirtilmiştir. Ancak, komşu taşınmazlara ait kayıtlar getirtilmemiş, belirtmelik tutanakları ve tevzii haritaları uygulanmasına rağmen bu konuda yapılan açıklamalar yeterli bulunmamıştır.
Yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli görülmemiştir. Mahkemece davanın kadastro öncesi tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu hususu nazara alınarak yukarıda değinilen yönteme uygun araştırma ve inceleme yapılması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5657, K. 2008/6835, 30 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama