KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5668 E., 2008/6836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 02.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 130 ada 1 parsel sayılı taşınmazı 45.000 m2 olarak satın aldığını, ancak tapuda 37.252 m2 olduğunu, topraksız köylülere dağıtım yapıldığında 45.00 m2 yer verilmesine rağmen kadastro tespitinde eksik yer verildiğini ileri sürerek tapu kaydında yüzölçümü miktarının düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı hazine vekili, davanın reddini savunmuştur..
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilerek davacı taşınmazının yüzölçümü 45.000 m2 olarak düzeltilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Bir davada olayları anlatmak tarafların hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir(HUMK.m.76). Davacı, dayanak kayıttaki miktarın 37.252 m2’ye düşmüş olmasının nedeninin mevcut kadastral çapta eksik hesaplama yapılması değil, kadastro tespiti sırasında eksik ölçüm yapılması olduğunu ileri sürmüştür. İsteminde her ne kadar yüzölçümü düzeltilmesi talep ettiğini belirtmiş ise de, dayandığı vakıalara göre dava, tapu iptali-tescil niteliğindedir.
Böylesi kadastro öncesi tapu kaydına dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında nasıl bir araştırma ve inceleme yapılması gerektiğine kısaca değinmek gerekir. Mahkeme her şeyden önce, tüm geldileri ile birlikte tapu ve dayanaklarını, kadastro tespit tutanaklarını, varsa haritalarını, 4753 sayılı yasa gereği dağıtıma tabi tutulan yerlerden ise belirtmelik tutanakları ve dağıtım cetvel ve haritalarını getirtmelidir. Taşınmazlara komşu taşınmaz kayıtları ve dayanakları da aynı şekilde temin edilmelidir.
Kayıtlar tamamlanıp dosyanın bu şekilde keşfe hazırlanmasından sonra, yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığıyla uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınırın yerel bilirkişi veya bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit edilmesi, gerekirse kayıt sınırları hakkında bilirkişilerden açıklama alınması, bilinmeyen bir sınır varsa o sınır yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanması, komşu taşınmaz kayıtları da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.
Ayrıca, keşifte hazır bulundurulacak tapu memuru veya mühendisine keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı denetime elverişli olacak şekilde yansıtan infaza elverişli rapor ve kroki hazırlattırılmalıdır.Yöntemince kayıtlar uygulandıktan sonra taraf taşınmazlarının mülkiyet sınırları belirlenip, alınacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmelidir.
Tüm bu açıklamalardan sonra somuta olaya döndüğümüzde;
Davacıya ait 130 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 25.9.1995 tarihli 24 parsel sayılı 45.000 m2 yüzölçümlü tapu kaydına dayanılarak 28.3.2006 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu oluşmuştur. Davacı taşınmazının dayanak kayıtları 4753 sayılı yasaya göre yapılan tevzii sonucu oluşmuştur. Mahkemece davacı taşınmazının tapu kaydı, dayanak tapu kaydı uygulanarak keşif yapılmıştır.
Keşifte dinlenen kadastro bilirkişisinin raporunda davacının zeminde 46.435,41 m2 yer kullandığı saptanmış, daha sağlıklı saptama yapmak ve mülkiyet sınırlarını belirlemek içi toprak tevzii haritalarının uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca davacının kullandığı 9563.96 m2 yerin batı sınırda yer alan 5 parsel sayılı taşınmaz kapsamında olduğu da işaret edilmiştir.
Mahkeme yukarıda açıklanan yönteme uygun araştırma ve inceleme yapmadan yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak, davacı taşınmaz kaydının 45000 m2 olarak düzeltilmesine karar vermiştir. Böylece davacı taşınmazına batı sınırında malikinin kim olduğu da bilinmeyen 5 parsel sayılı yerden ekleme yapılmıştır.
Tüm bu yönler doğru olmadığından ve mahkemece, davanın kadastro öncesi tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu hususu nazara alınarak yukarıda değinilen yönteme uygun araştırma ve inceleme yapılması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5668, K. 2008/6836, 30 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama