KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5697 E., 2008/6212 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.12.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.12.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesi istemiyle açılmıştır. Davalı, katı yakıtlı kazan sisteminin çalışması sırasında olağan hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar meydana gelmediğini, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, zarar unsuru oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya
zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda; makine mühendisi ve inşaat mühendisi olan bilirkişiler 25.07.2007 tarihli raporlarında; “kazan taze ... girişi fanla yakıt alış sistemi de mekanik motor tahrikli olduğundan hem fandan hem de helezonrediktör motordan nispeten devamlı ses gelir…kazan içi birikmiş gazların ilk oksijenle temasından kaynaklanan puflamalar sıklıkla meydana gelir. Etrafa yayılan bu dumanlar ancak eksoz bacası ile tahliye edilebilir.” görüşünü bildirerek davalının ... kullanımının varlığını saptamışlar ve komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan zararlı davranışın giderim şeklini de raporlarının sonuç bölümünde ifade etmişlerdir.
Görülüyor ki; davalının ... kullanımı ve komşusu olan davacıya bu kullanım sonucu meydana getirdiği zarar mahkemenin kabulünün aksine açığa kavuşmuştur. Zarar unsurunun varlığını belirleme ve bunun giderim şeklini saptama HUMK.nun 275. maddesi hükmünce özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden hakim eldeki olayda bilirkişi görüşüyle bağlıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, komşuluk hukukuna aykırı davranışların bilirkişi raporunda ortaya konan görüşe uygun giderilmesi doğrultusunda hüküm kurmak iken, delillerin ve bilirkişi raporunun yanılgılı değerlendirilmesi sonucu istek red edildiğinden karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5697, K. 2008/6212, 13 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama