KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5789 E., 2008/6557 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.09.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hacer Bayraktar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, genel yola çıkışı olmayan 135 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalılara ait 134 parsel sayılı taşınmaz ile 12.09.2007 tarihli birleşen dava davalılarına ait 132 ve 133 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece 12.06.2007 tarihli fen bilirkişileri rapor ve krokisinde gösterilen davacıya ait 135 parsel yararına, davalılara ait A harfli 363,71 m2’lik 134 parsel, F harfli 71,44 m2’lik 133 parsel ve G harfli 115,08 m2’lik 132 parsel üzerinden geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hüküm Melahat Bora dışındaki 134 parsel malikleri ve 132 parsel maliki ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Hükme esas alınan keşifte düzenlenen bilirkişi raporundan sonra hakkında dava açılarak eldeki dava ile birleştirilen 132 parsel maliki ...’ın yokluğunda yapılan keşif sonucu savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle çekişmenin esası hakkında hüküm tesisi doğru olmamıştır. 132 parsel malikinin savunmaya ilişkin delillerini toplamak, davanın çözümü için zorunlu olan keşfi tarafların huzurunda yapmak (HUMK.nun m.364), tanık (HUMK.nun m.259) ve bilirkişi (HUMK.nun m.275) deliline de aynı yöntemle başvurmak suretiyle, mahallinde yeniden yapılacak keşifte taraflara toplanacak tüm delillere karşı diyeceklerini bildirme olanağı sağlamak, böylelikle sonucuna uygun bir hüküm kurmak gerekir.
Bundan ayrı; hükme esas alınan raporda kırmızı renkli olarak gösterilen B harfli alternatifinin bulunduğu 137 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün daha büyük olması karşısında gerektiğinde bu parsel maliki aleyhine karşı ayrı bir dava açtırılarak eldeki dava ile birleştirme keyfiyeti göz önünde tutulmalı, 134 ve 136 parsellerin ortak sınırından geçit imkanının bulunup bulunmadığının ve yine 134, 133 ve 132 parsellerin kuzey ve kuzey batı hudutlarından da geçit imkanının bulunup bunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre hüküm verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesisi doğru görülmemiş olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5789, K. 2008/6557, 26 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama