KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5920 E., 2008/7621 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.03.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, davalılara ait 386 ada 1 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Mahkemece, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesindeki koşulların davalılar yararına gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
1- Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 11.03.1970 yılında yapılan tapulama işleminde 19 hektar 8925 metrekare yüzölçümündeki 608 parsel sayılı taşınmazın mera vasfı ile tescil edildiği, belediye imar sınırları içinde kalması nedeniyle 09.05.1990 tarihinde vasfının arsa olarak değiştirilerek Belediye adına tescil edildiği ve 27.04.1995 tarihinde ifraz edilerek bir çok parsele ayrıldığı,
ifraz sonucu oluşan parsellerden 3293 metrekare yüzölçümlü 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 08.10 1996 tarihinde belediye tarafından davalı derneğe satıldığı yine 3194 sayılı yasanın 18 maddesi uyarınca 28.11.2002 tarihinde yapılan imar uygulaması ile de davalı Şükrü Belikli’ye ait 4484, belediyeye ait 137 ada 7 ve davalı derneğe ait 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarla şuyulandırılmış ve şuyulandırma ile oluşan dava konusu 386 ada 1 parsel sayılı taşınmaz Hazine, Belediye ile davalı Dernek ile Şükrü adına müşterek mülk olarak kaydedilmiştir.
Görülüyor ki, dava konusu taşınmazda davalı Şükrü adına kayıtlı 5/5557 pay mera parselinden gelmediği gibi davalı derneğe ait payın bir kısmı evveliyatı mera olmayan 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan gelmektedir. Öte yandan, dava konusu taşınmazın üzerinde yapı bulunduğu, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 3 maddesinde açıklanan koşulların davalılar yararına gerçekleştiği anlaşıldığından anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle ve davalı Şükrü Belikli’nin payı mera parselinden gelmediğinden Hazinenin bu davalı yönünden tüm temyiz itirazlarının , davalı Dernek yönünden ise aşağıdaki bendin kapsamı dışına kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- Yargılama giderleri ve harçları kural olarak, davada haksız çıkan ( yani aleyhine hüküm verilen ) tarafa yükletilir. Ancak; dava açıldığı sıradaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında veya savunmasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren ( geçmişe etkili ) yeni bir yasa hükmü veya yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davada haksız çıkarsa, davada haksız çıkmış olmasına rağmen yargılama giderlerine mahkum edilemez.
Dava, 18.03.2004 tarihinde açılmış, dava açıldıktan sonra 4342 sayılı Mera Kanunu’nun geçici 3. maddesi önce 5178 sayılı Kanunla 27.05.2004 tarihinde değiştirilmiştir. Davanın açıldığı tarihte davacı Hazine davasında haklı olup, anılan yasa yargılamalar sırasında yürürlüğe girdiğinden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı dernekten tahsiline karar verilerek davacı yararına vekalet ücretine hükmolunması gerekir.
Mahkemece bu yönün göz ardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5920, K. 2008/7621, 11 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama