KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5941 E., 2008/6864 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
794 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.05.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.01.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 47 ada 62 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını belirterek davalılara ait 28 ada 102 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından
açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Burada öncelikle belirtmek gerekir ki, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapıldığından sözedilemez. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar ile çevre taşınmazları ve ulaşılabilecek yolları
gösterir pafta örneği merciinden getirilmelidir. Davacı parselinin genel yola bağlantısının bulunmadığı ve geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açıktır. Davalılara ait 28 ada 102 parselin tapu kaydında bu parsel lehine, 98 ve 104 parseller aleyhine geçit hakkının bulunduğu yazılıdır. Taraf parselleri arasında paftaya göre ark bulunmaktadır. Mahkemece, yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen kroki, keşfi ve geçit yerinin bağlandığı yeri izlemeye ve görmeye elverişli değildir. Davalı 102 parsel yararına 98 ve 104 parsellerden kurulu bulunan geçit yeri gösterilmediği gibi, geçitin nereye bağlandığıda anlaşılamamaktadır. Arkın niteliği ve D.S.İ.ne ait olup olmadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazları ve tüm çevre yolları gösterir pafta getirilerek yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacı taşınmazının ulaşabileceği tüm alternatif geçit yerleri ve yollar incelenerek değerlendirilmeli, teknik bilirkişiye keşfi izlemeye uygun ve elverişli kroki düzenlettirilerek, geçit yerinin ana yola kesintisiz bağlanması gerektiği ilkesi de gözetilerek geçitin hangi yola bağlandığını açıkça göstermesi istenmeli, davalı parseli yararına geçit kurulduğu belirtilen 98 ve 104 parsel sayılı taşınmazlardaki geçit yerleri de gösterilerek,
bu geçit yerlerinden yararlanma olanağının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, arkın niteliği ve D.S.İ.ne ait olup olmadığı incelenerek, D.S.İ.ne ait olduğu anlaşıldığı takdirde bu arktan taraf parselleri arasında bağlantı kurulmasında sakınca olup olmadığı sorulmalı ve bu bağlantının nasıl sağlanması gerektiği krokide gösterilmeli, yapılacak tüm bu inceleme ve araştırmalar sonucu oluşacak duruma göre, en uygun geçit yeri saptanarak bir karar verilmelidir.
Açıklanan tüm bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalıya vekalet ücreti yükletilmeside doğru görülmemiş, hükmün açıklanan tüm bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/5941, K. 2008/6864, 30 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama