KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6086 E., 2008/7030 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.05.2001 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.09.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunun 683. maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu ...” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden ... yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan ... denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda; davacı ve davalıya ait binaların komşu oldukları anlaşılmaktadır. Davacı, davalıya ait binanın pencerelerin aile mahrimiyetini etkilediğini ileri sürmüş, bilirkişilerde bu iddiayı doğrulamıştır. 10.06.2002 günlü raporu düzenleyen bilirkişiler fen elemanı ve inşaat yüksek mühendisidir.
Az yukarıda sözü edildiği üzere komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım durumunun saptanmasında taşınmazın bulunduğu yerin amacının niteliğinin ve özellikle mahalli örf ve adetin göz önünde tutulması gerekeceğinden, bu gibi uyuşmazlıklarda emsal taşınmazlara göre dava konusu taşınmazların durumunun değerlendirilmesi önemli olduğundan, mahalli bilirkişiler sözüne de değer verilmelidir.
Mahkemece, bu husus üzerinde durulmadığından, yerinde yeniden keşif yapılarak değinilen konudaki mahalli örf ve adet yerel bilirkişilerden de sorulmalıdır. Diğer taraftan, bilirkişiler her iki yapı arasındaki mesafenin 1 metre olduğunu raporlarında ifade etmiş iseler de dosyaya sunulan fotoğraflarda bu mesafenin 1 metreden fazla olduğu görüldüğünden, yeniden yapılacak keşif ve uygulamada bilirkişilerden bu durumu açıklaması da istenmelidir.
Mahkemece, tüm bu yönler gözetilmeden eksik araştırma ve incelemeyle verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6086, K. 2008/7030, 2 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama