KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6090 E., 2008/7845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.05.2006 tarihinde verilen dilekçe ile meni müdahale ve kal, ... ... tarafından ... aleyhine 15.06.2006 gününde verilen dilekçe ile M.K.nun 724 maddesi uyarınca tescil istenmesi üzerine dosyalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; ...'un meni müdahale ve kal davasının reddine, ... ...'un tescil davasının kabulüne dair verilen 30.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi ... vekili ile ... ... ve ... ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl dava, çapa bağlı taşınmaza oluşan elatmanın kal suretiyle giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalılardan ... ..., davanın reddini, karşı davasında ise Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayanarak 92 parsel tapu kaydını kısmen iptal ve adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 92 parsel sayılı taşınmazdan 482/4680 payın karşı davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, asıl davanın davacısı ... temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683.maddesi hükmünce; bir şeye malik olan kimse o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malına karşı haksız el atan kimse hakkında bu elatmanın önlenmesi için dava açabilir. Asıl davadaki 92 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı ...’in isteminin dayanağı Türk Medeni Kanununun 683.maddesidir. Yasanın 718.maddesi hükmüne göre de, taşınmaz mülkiyetinin kapsamına yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Kural olarak da, bilirkişinin 29.01.2007 tarihli rapor eki krokide kırmızı boyalı alan içerisinde gösterdiği yapının maliki anılan yasa hükmünce davacı ...’tur. Ancak;
Türk Medeni Kanununun 724.maddesi ile mülkiyet hakkına sınırlama getirilmiş, bazı koşulların varlığı halinde zemin ile üzerindeki yapı arasında bağlantı kesilmiş ve yasa koyucu yapı sahibine, üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanımıştır. Bunun için özellikle yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla binanın bulunduğu zemine kendisine ait olduğu yada 05.07.1944 tarih 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıya hareket etmesi gerekir.
Somut olayda ise, 92 parselin tapulama tespiti 26.09.1974 tarihinde yapılmış, 92 parsel bu tarihte çapa bağlanmış ve tahsis yoluyla 20.06.2005 tarihinde davacı adına tam pay olarak tescil edilmiştir. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözünden 92 parsel üzerindeki evin 1980-1985 yılları arasında anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, 92 parsel üzerindeki yapı karşı davacı tarafından taşınmaz çapa bağlandıktan sonra yapılmıştır.
Yapının yapıldığı sırada, mülkiyet ... sahibinin yapılan inşaata karşı koymaması, malzeme sahibinin iyi niyetli olarak kabulüne neden değildir. Arazi sahibi, belli bir süre arazi üzerine inşaat yapılmasına karşı koymasa da, malzeme sahibinin kötü niyetli olduğunu her zaman kanıtlayabilir. Kaldı ki, Dairemiz uygulamasına göre bir taşınmaz çapa bağlandıktan sonra o taşınmaz üzerinde kendi malzemesi ile bina yapan kişinin iyi niyetli olarak kabulüne olanak yoktur.
Kısaca ifade etmek gerekirse, karşı davacı ... kendi malzemesi ile başkasının arazisi üzerine kötü niyetle bina yapmıştır. Bütün bu açıklamalar karşısında, karşı davanın dinlenme olanağı yokken kararda yazılı bazı gerekçelerle kabulü doğru olmamıştır.
Kabule göre de; Çekişme konusu taşınmaz, köy yerinde ve tarla niteliği ile tapuda kayıtlıdır. 3194 Sayılı İmar Kanununun 18/son maddesince, ayrık durumlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla taşınmazların arsa ve parsellere, hisselere ayrılarak ve hisseli şekilde tesciline olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, yasanın kamu düzenine ilişkin bu hükmünün de göz ardı edilmesi yanlıştır. Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6090, K. 2008/7845, 16 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama