KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6105 E., 2008/6769 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.03.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, davacının maliki olduğu 16 parsel lehine, davalı Hazinenin özel mülkü olan 12 parsel üzerinden geçit hakkı kurulması istemi ile açılmış, 11.09.2006 tarihli harçsız dilekçe ile 8, 14, 17, ve 18 parsel malikleri davaya dahil edilmişlerdir.
Davalılar davanın reddini istemişler, Mahkemece bir kısım geçit alternatifleri tespit edilmiş, 12, 17 ve 18 parseller üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Geçit hakkı istemine ilişkin dava üzerinde davacının mutlak tasarruf etkisi bulunmamaktadır. Davacı genellikle subjektif arzularına uygun güzergahtan yol verilmesi için dava açmakta ise de, uygun güzergah değerlendirilmesinin objektif esaslara göre mahkemece yapılması gerekir.
Somut olayda; hakkında dava açılan 12 parsel dışındaki 8, 14, 17, ve 18 parsel malikleri harçsız dilekçe ile davaya dahil edilmişlerdir. Sınırdaki 10 ve 11 parseller hiç değerlendirmeye alınmamıştır. Bütün bu parsellerin tapu kayıtları getirtilerek bu taşınmazların malikleri hakkında usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmeli, bunlar üzerinde üretilen alternatiflerden en uygun üzerinden geçit hakkı kurulmalıdır. Bu şekilde yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kabulüne göre de, zorunlu geçit hakkının genel .yola kadar kesintisiz kurulması şarttır. Mahkemece, 16 parsel sayılı taşınmaz yararına kurulan geçit hakkı genel yola bağlanmamış, 12, 17 ve 18 parsellerden geçirilerek orman sınırında bırakılmıştır. Böylece geçit hakkının kesintisiz şekilde kurulması gerekirken yanlış değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ayrıca geçidin kurulmasına ilişkin davalarda yükümlü taşınmaz maliklerinin bedelin tahsili gibi ek külfetlerle karşılaşmaması bakımından saptanan bedelin yükümlü taşınmaz malikine ödenmek üzere karardan önce depo ettirilmesi de Dairemizin süregelen uygulamalarından olmasına rağmen, mahkemenin geçit bedelini davacı tarafından davalıya ödenmesine karar vermesi de doğru değildir.
Mahkemece değinilen yönler bir tarafa bırakılarak istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6105, K. 2008/6769, 29 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama