KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6162 E., 2008/6863 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
741 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.11.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu
olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Geçit hakkına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; davacı adına kayıtlı 154 ada 32 parsel sayılı taşınmaz yararına davalıya ait 154 ada 6 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 32 parsel sayılı taşınmazı yararına davalıya ait 6 parselden 04.04.2007 tarihli krokili raporda kırmızı
boyalı olarak gösterilen 175.50 m²'lik yerden geçit hakkı kurulmuş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalardan öncelikle çevre taşınmazları ve yolları gösterir pafta getirilerek istemle bağlı kalınmaksızın geçit hakkı tesis edilebilecek tüm seçenekler belirlenmek suretiyle yapılacak değerlendirme sonucu hüküm kurulması gerekir. Dosyaya getirilen paftalardan davacı parselinin ulaşabileceği başkaca yol seçenekleri ve taşınmazlar açık ve net bir şekilde görülememektedir. Hükme esas alınan krokide de kurulan kırmızı boyalı geçit yerinin 6 numaralı parselde mi, yoksa 7 numaralı parselde mi kaldığı kuşku uyandırmayacak biçimde seçilememektedir.
Davacı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığı ve geçit ihtiyacının bulunduğu sabittir. Yapılan keşif sonucu düzenlenen krokiden görüldüğü ve anlaşıldığı kadarı ile davalıya ait 6 parsel sayılı taşınmazdan kurulduğu belirtilen geçit yeri davalı taşınmazının kullanım bütünlüğünü bozmuştur. Mahkeme taşınmazı ikiye bölecek şekilde geçit tesisinin zorunlu olup olmadığı hususunda bir saptama yapmamıştır. Az yukarıda da değinildiği gibi, geçit hakkı davalarında taraf yararlarının gözetilmesi, hakkaniyete uygun güzergah saptanması gerekir.
O halde mahkemece, açıklanan ilkeler doğrultusunda davacı taşınmazının genel yola bağlantısını sağlayacak tüm alternatiflerin ayrıntılı olarak keşfen saptanması, bilirkişiye bu konuda keşfi izlemeye ve infaza elverişli kroki düzenlettirilmesi ve sonucuna göre davalı taşınmazının kullanım bütünlüğünü bozmayacak şekilde hüküm kurulması gerekir.
Değinilen bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6162, K. 2008/6863, 30 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama