KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6198 E., 2008/7625 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.06.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı Hazine, Aksaray merkez ... mahallesinde bulunan 60 ada 5 ve 61 ada 3 parsel sayılı taşınmazların evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı ... , taşınmazların imar planı kapsamında kaldığını , mera vasfını taşımadığını savunmuştur.
Mahkemece, 4342 sayılı Mera kanununun geçici 3. maddesindeki koşulların davalı yararına gerçekleştiğinden söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 11.2.1970 tarihinde yapılan tapulama işleminde 62750 metrekare yüzölçümündeki 60 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile 7159 metrekare yüzölçümündeki 61 ada 3 parsel sayılı taşınmazın mera vasfı ile tespit edildiği, 60 ada 5 parsel sayılı taşınmazın mera kütüğün de kayıtlı olduğu, halen belediye tarafından asfalt şantiyesi olarak kullanıldığı, 61 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise 3.2.2003 tarihinde 3194 sayılı yasanın 18 maddesi uyarınca yapılan imar uygulaması sonuçu 5088 ada 1 parsel numarasını aldığı ve arsa vasfı ile belediye adına tescil edildiği ve üzerinde bina bulunmadığı anlaşılmıştır.
Danıştay 1. Dairesinin 1988/328 E, 1989/19 K. sayılı mütalaası ile imar planı içindeki meraların planın onayıyla birlikte hukuki bakımdan meralık vasfını yitireceği, bu yerlerden genel hizmete ayrılanların ( yol, ..., yeşil saha, gibi ) belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekeceği, imar planında genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanı olarak belirlenmiş alanlarda kalan meralar bu vasıflarını yitirmeleri halinde Hazine adına tescili gerekeceği belirlenmiştir.
Belediye adına tescili gerekmeyen yerler belediye adına tescil edilmiş ise << Yolsuz Tescil >> olacağından Hazine her zaman bu iddia ile dava açabilir. Ne var ki, başlangıçtaki tescil işlemi yolsuz tescil olsa da 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi hükmü bu tür tescil işlemlerinin davalı ... adına devam etmesi olanağı sağladığından, artık burada 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi şartları üzerinde durulması gerekir.
4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesine göre işlem yapabilmek için;
a- Mera, 4342 sayılı kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibariyle köy sınırları içersinde bulunan veya bu tarihten sonra Belediye ve mücavir alan sınırları içersine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
b- Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içersinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içersine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen «İmar Planından» maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani ..., uygulama veya mevzi imar planıdır.
c- Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce var olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz.
d- Diğer bir koşul da; meranın, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında , dava konusu 60 ada 5 parsel sayılı taşınmazın yerleşim yeri olarak işgal edilmediği belediye tarafından asfalt şantiyesi olarak kullanıldığı, diğer taşınmazın ise 60 ada 5 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunduğu ve üzerinde yapı bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu anlatımlardan da anlaşıldığı gibi az yukarıda açıklanan yerleşim yeri olarak işgal edilme koşulu gerçekleşmemiştir.
Açıklanan bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6198, K. 2008/7625, 11 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama