KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6777 E., 2008/7920 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.02.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ..., ..., ... ve ... ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Davacı, davalı ...’nin dava konusu taşınmazlarda bulunan tüm hisselerini 25.8.1998 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile kendisine satmayı vaat edip bedelini peşin aldığı halde tapuda ferağ vermediğini belirterek dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, mahkemece davanın kabulü ile taşınmazlarda davalı adına olan hisselerin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hükmü bir kısım dahili davalılar vekili temyiz etmiştir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta kabule karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine (Türk Medeni Kanunu m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte ortaklık çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığı düşünülemez.
Somut olaya gelince;
Satış vaadi sözleşmesinde mülkiyet devir borcu altına giren ... oğlu ... ..., babası ...’dan gelen payların tamamını satmış ise de, bu paya müstakilen sahip olmayıp kardeşi ... ile birlikte dava konusu taşınmazlarda 143/3840 paya elbirliği mülkiyeti esasına göre sahip bulunmaktadır. Elbirliği mülkiyeti sona erdirilip ... ile Mehriye payları müşterek mülkiyete dönüştürülmeden satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı yoktur. Davanın açıldığı tarihte elbirliği mülkiyeti devam ettiğinden sözleşmenin bu tarih itibari ile ifa olanağı mevcut bulunmamaktadır. Bu nedenle istemin reddi yerine kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/6777, K. 2008/7920, 17 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama