KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7508 E., 2008/8849 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.02.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusu kalmadığına karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 03.04.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
... de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olayda; davacı 594 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında malik ...’un “...” olan soyadının “...” olarak kayıtlı olduğunu ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya içerisine gelen bilgisayar çıktısı tapu kaydında malik ...’un soyadının “...” olarak yazılı olduğu, yanlışlığın düzeltildiği ve böylece davanın konusunun kalmadığı belirtilerek karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosya içerisinde yer alan ve düzeltmeye konu 22 parsel sayılı taşınmazın bilgisayar ortamında çıkartılan tapu kaydında malikin soyadının nüfus kaydıyla uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, tapu kütüğü olarak da adlandırılan tapuda yer alan sicil kayıt defterinde malikin soyadı “...” olarak geçmektedir. Aslolan kütükteki kayıt olduğuna göre, mahkemenin yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yaparak sonuca gitmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/7508, K. 2008/8849, 4 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama