KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7701 E., 2008/10250 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.5.2006 gününde verilen dilekçe ile meraya el atmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin yetkisizliğine dair verilen 26.2.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin kararın niteliği gereğince reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dilekçesinde sınırlarını belirttiği taşınmazım kadimden beri kullandıkları mera olmasına rağmen davalı köyün yararlanmalarına engel olduğunu belirterek el atmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazın Erzurum İl’i Olur İlçesi sınırları içerisinde bulunduğunu, Olur Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982 tarihli kararı bulunduğunu belirterek Göle Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, Olur Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/87 E., 1982/20 K.sayılı ilamı ve anılan dosyaya ilişkin yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin karar gerekçe gösterilerek dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, meraya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
HUMK.nun 13/1.maddesi; “Gayrimenkule müteallik davalar, gayrimenkulün bulunduğu mahal mahkemesinde ikame olunur.” Hükmünü
içermekte olup bu hüküm gereğince taşınmaz malın aynına ilişkin davalara, taşınmazın idari sınırları içerisinde bulunduğu ilçe adli yargı yerinde bakılması gerekir. Bu kural kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece resen gözetilmeli, bunun için öncelikle mülki sınırlar tespit edilerek, şüpheye yer vermeyecek şekilde yetkili mahkemenin belirlenmesi gereklidir.
Belirtilen nedenle mahkemece, uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılarak dava konusu yer mahallinde saptanmalı, dayanak dosyalarda belirtilen yer ile aynı yer olup olmadığı ve gösterilen taşınmazın sınırları kroki üzerinde denetlemeye elverişli bir biçimde bilirkişiye işaret ettirilmeli, ilçe sınırlarında idari yönden değişiklik olup olmadığı da dikkate alınarak oluşacak sonuca göre taşınmazın hangi ilçe sınırları içinde kaldığı kesin olarak saptandıktan sonra yetki konusunda karar verilmelidir.
Tüm bu hususlar gözetilmeksizin ve hiçbir inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/7701, K. 2008/10250, 16 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama