KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/781 E., 2008/2473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda soyadı tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 10970 parsel tapu kaydında paydaş bir kısım davacılar mirasbırakanının ... oğlu ... ... adının ... ..., diğer davacının ... ... yazılı malik adının ... olarak düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı ... kaydının yolsuz tescile dayandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece istem kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Taşınmaz 9.3.1979 tarihli resmi akit tablosuna göre, önceki maliklerinden ... ... ve ... ... vekili olarak hareket eden ... ... tarafından satın alınmıştır. Başka bir anlatımla, işlemin bir tarafı ... ... ile ... ... ve ... ... arasındaki vekalet ilişkisine dayanmaktadır. 7.3.1979 tarih ve 5100 ve 5101 nolu vekaletnameler ... I.Noterliğince düzenlenmiş ise de bu vekaletnamelerde ismi yazılı olan ... ... ve ... ... gerçekte Türkiye Cumhuriyeti nüfusuna kayıtlı olmadıkları, diğer bir söyleyişle vekaletnamelerin sahte olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunun 1024. maddesinin 2.fıkrası, "Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur." hükmünü içermektedir. Davaya konu taşınmaza ilişkin ayni hakkın sahte vekaletnameye dayanarak yolsuz tescil edildiği ve Medeni Kanunun 1025. maddesi uyarınca da terkine tabi olduğu ortadadır. Düzeltilmesi istenen hak, bir
nedeni olmadan (yolsuz) tescil edildiğinden bu tapu kaydına dayanan mülkiyet hakkına dayanılarak tapuda isim düzeltilmesi ve tespit istenemez. Böyle bir hakkın varlığını ileri sürmek objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağından, açılan davanın reddi yerine istem hüküm altına alınmış olmakla hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/781, K. 2008/2473, 29 Şubat 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama