KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/7811 E., 2008/9034 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
692 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal, tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 28.03.2008 gün ve 2008/2576 - 4242 sayılı ilamiyle temyiz talebinin reddine karar verilmişti. Süresi içinde davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, murisi ...’dan intikal eden ve kadastro çalışmalarında 2 numaralı parsele revizyon gören Şubat 1313 tarih 175 sayılı tapu kapsamında kalan taşınmazın 607,06 m2’lik kısmının davalılar murisleri adına kayıtlı 34 parsel kapsamında tapuya bağlandığından, bu taşınmaz parçasının 34 parselden ifrazen iptali ile 2 parsele katılmak suretiyle adına tescilini istemiştir.
Davalılar, murislerinden intikal eden dava konusu taşınmazla ilgili olarak davalılar ve davalılar murisleri ile davacı murisleri arasında ... Asliye Hukuk Mahkemesinde 1984/180 Esas ve 1987/113 Esas sayılı men’i müdahale davaları görülmüş olup, mahkemenin 1987/113 – 1991/67 sayılı kararı ile davacılar murisinin taşınmaza müdahalesinin men’ine karar verildiğini ve ayrıca davacı aleyhine açılan men’i müdahale davasında da ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/165 – 2005/180 sayılı kararı ile müdahalenin men’ine karar verilmekle, varolan kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların delil olarak dayandığı ... Sulh ve Asliye Hukuk Mahkemelerince verilen kararların davada kesin hüküm teşkil etmeyeceği, davacının dayandığı Şubat 1313 tarih 175 sayılı tapu kaydının dava konusu yeri kapsadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmişse de, Dairemizce temyiz süresinin geçirildiği gerekçesiyle 28.03.2008 tarih ve 2008/2576 – 4242 sayılı kararı ile temyiz talebi reddedilmiş olup, davalılar vekilinin 01.05.2008 tarihli dilekçesinde, kararı 07.01.2008 tarihinde tebellüğ ettiğini, tebligata sehven 15.12.2007’de tebliğ alındığının yazıldığını, durumun tebligatın mahkemeye iade edilen parçasında da tebliğ memurunca açıklandığını belirterek süresinde verilen temyiz dilekçesinde izah edildiği üzere hükmün bozulmasını istemiş, dosyada yapılan incelemede davalılar vekili temyiz dilekçesinin süresinde olduğu görülmüş, maddi hata sonucu verilen Dairemizin 28.03.2008 tarih 2008/2576 – 4242 sayılı temyiz talebinin reddine dair ilamının kaldırılarak, dosyanın esası hakkında yapılan incelemede;
Davacının dayandığı Şubat 1313 tarih 175 nolu tapu kaydında malikleri ... oğlu ..., ... ve ... adlarına ...’la, sınırları dere, ... ... Yol, ... olan 5 dönüm taşınmazın tescil edildiği, tapu maliklerinden ...’in ölümüyle oğulları ..., ... ve ...’i terk ettiği ve bunlardan ...’in 1/9 payını davalılar murisleri ... oğulları ..., ..., ... ve ...’ye sattığı, bu şekilde davalılar murisleri adına Ocak 1953 tarih 86 nolu tapunun oluşturulduğu, dosyada mevcut ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.08.2003 tarih 2003/111 – 116 sayılı kararından, davacının ... oğlu ...’ın torunu olduğu anlaşılmıştır.
2002 yılında tamamlanan kadastro çalışmaları ile düzenlenen tutanakta, Şubat 313 tarih 175 sayılı tapu, 2, 29 ve 34 parsellere revizyon görmüş, tapu maliklerinden ... oğlu ... mirasçısı ...’in sattığı, Ocak 1953 tarih 86 nolu tapuya konu 1/9 payın 34 parsel, ... oğlu ...’ın payının 2 parsel, ... oğlu ... evlatları ve ...’in payının 29 parsel olarak taksim edildiğinden bu şekilde tapuya bağlandığı belirtilmiştir.
Ancak davalılar murisleri ..., ... ve ...lar 20.07.1987 tarihli Asliye Hukuk Mahkemesine verdikleri dilekçeyle, Ocak 1953 tarih 86 nolu tapuyla malik oldukları taşınmaza, davalılar ... ve ...’ün elattıklarını, 25.04.1981 tarihli Kaymakamlıkça yapılan tahkikat sonunda düzenlenen uzlaşma zaptında bu yeri davacılara bırakacaklarını taahhüt ettiklerinden müdahalelerinin men’ini istemişler, 1987/113 Esas sayılı dosyada yapılan keşfe istinaden düzenlenen 30.04.1991 tarihli Fen Bilirkişi Raporu ve ekli krokisinde uyuşmazlık konusu yer 1667 m2’lik bir alan olarak gösterilmiş ve mahkemece dava kabul edilmiş,
11.06.1991 tarih 1987/113 – 1991/67 sayılı kararla davaların müdahalelerinin men’ine karar verilmiştir. Sözü geçen karara dayanak 30.04.1991 tarihli Fen Bilirkişi krokisinde yeşil taralı alanın, 2002 tarihli kadastro paftasında 34 parsel olarak işaretlendiği görülmektedir. Davacı bu dosyanın tarafı olmamakla birlikte, mahkemece saptanan bu durumun eldeki dava için kesin hüküm değil ise de güçlü delil olarak kabul edilmesi gerekir.
Yıllar boyu aynı tapu kapsamında kalmasına rağmen nizasız şekilde ve ayrı ayrı 2 ve 34 parsel numaralarıyla ayrışık şekilde kullanma da davaya konu 2 parsel numaralı yerinde taksimen ayrı kullanıldığının kanıtı sayılır.
Ayrıca, kadastro tarihine kadar davalılar murisleri ve davacı murisleri arasında görülen her uyuşmazlıkta dayanılan 25.04.1981 tarihli uzlaşma zaptı incelendiğinde de davalılar murisine bırakılan taşınmazın sınır ölçüleri ile 34 parselin yüzölçümü birlikte değerlendirildiğinde davacının talebinde haksız olduğu sonucuna varılmaktadır. Mahkemece, tüm bu hususlar nazara alınarak davanın reddi yerine aksine düşünceyle kabulü yönünde hüküm oluşturulması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/7811, K. 2008/9034, 8 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama