KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8091 E., 2008/10674 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.12.2003 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dışı ... ...'na 04.03.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile, bir kısım davalılar murisi ... ... tarafından satışı vaadedilen taşınmaz hisselerinin, ... ... tarafından 13.03.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile kendisine satışının vaadedildiği halde tapuda devir işleminin yapılmadığını, bir kısım taşınmazların ise diğer davalılar tarafından kötüniyetli olarak satın alındığını belirterek satış vaadi sözleşmesine konu taşınmaz hisselerinin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davacı ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... murisi ... ..., ... ... satın aldığı ... Köyü 250, 251, 252, 253, 254, 255, 439, 440, 442 ve 443 parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerini dava dışı ... ...'na 04.03.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satışını vaad etmiştir. ... ... ise kendisine satışı vaad edilen yukarıda belirtilen taşınmaz hisselerini 13.03.2000 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satışını vaad etmiştir.
Satış vaadi sözleşmelerine konu taşınmazların bir bölümü imar uygulaması ile imar parseli haline gelmiştir. Davalılar murisi ... ... dava konusu parsellerde, murisi babasından intikal eden ve ... ... aldığı hisseleri mevcut olup, satış vaadi sözleşmesi ile sadece ... ... satın alınan hisselerin satışı vaad edilmiştir. İmar uygulamaları öncesi mevcut olan satış vaadi şerhlerinin imar uygulaması ile hangi parsellere ne oranda ve hangi hisselere devredildiğini dosyadaki tapu kayıtları ile denetlemek mümkün değildir.
Yargılama sırasında iki ayrı bilirkişi görüşüne başvurulmuş, ikinci rapor hükme esas alınmıştır. Her iki raporda hüküm kurmaya yeterli olmayıp, satış vaadi şerhlerinin hangi imar parsellerine ve hangi hisselere devredildiği konusunda denetlenebilir bir açıklık mevcut değildir.
Hükme esas rapordaki hesaplamaya satış vaadi sözleşmesine konu olduğu belirtilen hisse oranlarının sadece muris ... ...'nun ... ...'ndan satın aldığı hisseler olduğu konusunda açıklama mevcut olmadığı gibi belirlenen oranlara murisi babasından intikalen gelmiş olup, ondan da davalılara intikal eden hisselerin dahil olup olmadığı anlaşılamamaktadır.
Her iki rapordaki satış vaadi sözleşmeleri gereğince iptal edilecek hisse oranlarındaki farklılıklarında hangi nedenden kaynaklandığı da açıklanmamıştır.
Mahkemece eksik tapu kayıtları tüm tedavülleri ile getirtilerek içinde belediye imar uygulamaları konusunda ehil bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, dosyada mevcut resmi senet kapsamları da gözetilerek yukarıda açıklanan eksikliklerin cevaplandığı bir rapor düzenletilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması yanlış olmuş bozmayı gerektirmiştir.
Davalı ..., ... ve ... tarafından satış vaadi sözleşmeleri sonrası satış vaadi şerhli ve şerhsiz bir kısım hisselerin kötüniyetli olarak satın alındığı iddia edildiği halde bu konuda mahkemece gerekçe gösterilmeden kısmen kabul kararı verilmiş olması da bozma nedenidir.
Hakkında açılmış dava bulunmadığı halde dava dışı ... ... hakkında hisse iptali konusunda hüküm kurulmuş olması nedeniyle de karar bozulmalıdır.
Elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmaz payının satımının vaad edilmesi halinde ortaklık çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağı mevcut değildir. Dava konusu 1850 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 198/9600 iştirak halindeki hissenin tapusunun iptaline karar verilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8091, K. 2008/10674, 24 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama