Dava, aynı zamanda yüklenici konumundaki davalının kayden maliki bulunduğu 2765 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılacak binanın 1.normal kat, sol taraftaki bağımsız bölümünün satışı vadine dayalı arsa payının iptal ve tescili istemine ilişkindir.
Davalı, sözleşmenin teminat amaçlı olarak düzenlendiğini, kaldı ki davacının sözleşmeyle kazandığı kişisel hakkını 17.04.1998 tarihli ayrı bir sözleşmeyle üçüncü kişiye temlik ettiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davacının dayanağı olan 20.09.1995 günlü sözleşme, biçimine uygun düzenlenmiştir. Davacı bu sözleşmeyle, mülkiyet hakkı kazanmaz. Ne var ki, kazandığı şahsi hak nedeniyle ilerde taşınmaz satışının yapılması için sözleşmenin vaad borçlusunu akit yapmaya zorlar. Türk Medeni Kanununun 716.maddesi hükmüne göre ilerde yapılması kararlaştırılan akdin iradi olarak yapılmaması halinde açacağı tapu iptal ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
24.04.1978 tarih, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ana taşınmazda henüz kat mülkiyeti yada irtifak hakkı kurulmadan önce bağımsız bölüme ilişkin ve arsa payı ile bağlantılı veya bağlantısız eş deyişle arsa payı belirlenmiş veya belirlenmemiş olarak noterlerce düzenlenen satış vaadi sözleşmesi geçerlidir.
Ne var ki, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacının 20.09.1995 günlü sözleşmeyle kazandığı kişisel hakkını yine biçimine uygun düzenlenen 17.04.1998 günlü sözleşmeyle üçüncü bir kişiye temlik ettiği görülmektedir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse, alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir. Alacağın temliki halinde, temlik alan önceki alacaklının dava konusu hak üzerinde tasarruf yetkisi kalmaz. Artık borçludan ifayı istemek yetkisi yeni alacaklıya geçer. Kısaca ifade etmek gerekirse, alacağını temlik eden davacının dava konusu hak üzerinde tasarruf yetkisi, dolayısı ile dava hakkı bulunmadığından davanın husumet noktasından reddi doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, 4077 Sayılı Yasanın 23/II.maddesi uyarınca davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 21.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.