KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8708 E., 2008/9484 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.03.1992 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.04.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, davalıların maliki olduğu ..., ...’ı Kavşağı, ... ve ... Mevkileri arasındaki taşınmazlarında 3 adet gölet inşa ettiğini, 2560 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri hakkındaki Kanunun 2/a ve 2/c maddesi gereğince gölet inşası, işletilmesi ve her türlü tedbir alınması, su temini ve kaynakların geliştirilmesi ve korunması görevlerini münhasıran ...’ye ait olduğunu belirterek davalılar tarafından göletlerin inşası için yapılan masrafların tespit edilerek, bedeli karşılığında ...’ye devrine, gölet inşa edilmek suretiyle ...’nin görev alanına vaki müdahalenin men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise, göletlerin yer aldığı bölgenin Bakanlar Kurulu Kararı ile Organize Sanayi Bölgesi olarak tespit edildiğini, göletlerin yapımı ile ilgili kararların ve harcamaların devlet bütçesinden yapıldığını, nitekim inşaatların Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yürütüldüğünü ve inşaatların kontrolünün de ... Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığını, göletlerin bulunduğu yerin ... yüzeysel su kaynakları stoklama havzası dışında kaldığını, gölet yapım işinin münhasıran 6200 sayılı Kanun gereğince ...’ye ait olduğunu ve davacı idarenin ancak kamulaştırma yapmak suretiyle elatmanın önlenmesini isteyebileceğini, göletlerin idari kararlar sonucu yapılmış olmasından ötürü de bu kararlar İdari Yargı yerinde iptal edilmedikçe eldeki davanın dinlenemeyeceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının idari yargıda açmış olduğu davanın reddedilmiş olmasından ötürü işin esastan halledildiği belirtilmek suretiyle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı idare vekili temyiz etmiştir.
... Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun “kuruluş” başlıklı 1. maddesinde ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün “... Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere” kurulduğu yazılıdır.
Aynı yasanın 2. maddesinin (a) bendinde İSKİ’nin görev ve yetkileri belirtilirken “içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yer altı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklarının abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek”, (b) bendinde kullanılmış sular ve yağış sularının toplanması,
(c) bendinde ise, bölge içindeki su kaynaklarının deniz, göl, akarsu kıyılarının veya yer altı sularının kullanılmış sularla ve endüstri artıkları ile kirletilmesinin, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbirleri almak” iş ve işlemleri sayılmıştır.
Görülüyor ki; içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yer altı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ile ihtiyaç sahiplerine dağıtılması, özellikle de su kaynaklarından suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek görev ve yetkisi 2560 sayılı Yasa uyarınca münhasıran ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğüne verilmiştir.
Tüm dosya kapsamıyla davalıların acil hallerde su ihtiyacını karşılamak üzere yaptıkları göletlerin 2560 sayılı Yasa hükümlerine aykırı inşa edildiği, böylelikle davalıların aslında ... Su ve Kanalizasyon İdaresi görevinde kalan iş ve işlemler yaparak muaraza çıkardıkları sabittir. Mahkemece, ortaya çıkan bu muarazanın hükmen giderilmesi yerine orta yerde idari yargı kararı ile iptal edilmesi gereken bir işlem varmış gibi davacının idari yargı yerinde açtığı davanın reddedildiğinden söz edilerek istemin yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8708, K. 2008/9484, 17 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama