KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8867 E., 2008/10395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 01.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davacı ...yönünden kabulüne, davacı ... yönünden açılmamış sayılmasına dair verilen 25.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar, kadastroda 111 ada 266, 272, 292 ve 312 parsel numaraları ile sınırlandırılan taşınmazlarda, değişik hukuki nedenlere dayalı olarak malik bulunduklarını, taşınmazlarının komşu parsellere sınır teşkil edecek yerlerinde paftasına patika yolların işaret edildiğini, oysa ki taşınmazlarının herhangibir yerinde üçüncü kişilerin de yararlanmalarını gerektirir patika yolların bulunmadığını bildirerek 07.10.2005 tarihinde kadastro mahkemesinde dava açmışlardır.
Taşınmazlara ait kadastro tutanakları 13.09.2005 tarihinde askıya çıkarılmışlar, 13.10.2005 tarihinde askıdan indirilmişlerdir. Dava, 07.10.2005 tarihinde açılmıştır. Görüldüğü üzere davanın açıldığı tarih tutanakların askı ilan süresi içerisinde kalmaktadır.
Kadastro mahkemesi, davaya konu edilen patika yollar için kadastroca ayrı bir tutanak düzenlenmediği, hakkında tutanak düzenlenmemiş yerler için kadastro mahkemesinde dava açılamayacağını hükmüne gerekçe yaparak görevsizlik kararı vermiştir.
Davacıların iddiaları, hakkında tutanak düzenlenmemiş yol ya da patikalar için olmayıp, paftası düzenlenen ve kendilerine ait çapları da bu paftaya işlenen taşınmazlarının içerisinde yol olmadığı halde bunların hukuki temelden yoksun biçimde paftaya işlenmesi iddiasına dayalıdır. Başka bir söylem ile, davaya konu patika yolların zemini davacılara ait
taşınmaz çaplarının içerisinde yer almaktadır. Böylesi hallerde mülkiyet hakkı üçüncü kişiler yararına kısıtlı hale gelmiş olur. Böyle bir durum, mülkiyet hakkının özünü ilgilendirdiğinden işin esası hakkında çekişmenin varlığı kabul edilmek gerekir. Dava bu haliyle 3402 sayılı Kadastro Yasasının 26/B maddesine uygun biçimde açılan ve kadastro mahkemesinde bakılması gereken dava türündendir.
Kadastro mahkemesinin takdirde yanılarak davayı görevsizlik nedeniyle reddetmesi yanlış olmuştur. Kadastro mahkemesi hükmü temyiz incelemesinden geçmediğinden görev yönünden genel mahkemeleri bağlamaz. Sulh Hukuk Mahkemesinin yanılgıya düşerek görev hususu kesinleşmiş gibi kendini görevli sayarak davaya esastan bakması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece görevsizlik kararı verilerek davanın görevli ve yetkili kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/8867, K. 2008/10395, 18 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama