İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2008/9154 K.2008/12754

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.08.1996 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespiti istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 27.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili…

Esas2008/9154Karar2008/12754Tarih6 Kasım 2008Okuma6 dk · 1.175 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9154 E., 2008/12754 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Kasım 2008
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.175 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.08.1996 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespiti istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 27.03.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.11.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı Hazine vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. ... karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Davacı Hazine, ... kasabasında bulunan 379, 391, 1391, 1392, 1393 ve 1529 parsel sayılı taşınmazların toprak tevzi komisyonunca mera olarak tahsis edildiğini, ... köyünün belediye olmasından sonra bu taşınmazların ifraz ve tevhidi ile oluşan dava konusu 27 adet taşınmazın özel mülk olarak belediye adına tescil edildiğini ileri sürerek, imar planı içinde olmayanların mera olarak sınırlandırılmasını, imar planı içinde kalıp mera vasfını yitiren ve özel mülkiyete konu olabilecek alanda kalanların Hazine adına tesciline, imar planında kamu hizmetine ayrılan alanda kalanların ise belediyeye terkini gereken Hazine yeri olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece çekişme konusu taşınmazların imar planı kapsamına alınan mera olduğu, 4342 sayılı Kanunun değişik geçici 3. maddesi uyarınca yerleşim yeri olarak tespit edilen yerde kalan taşınmazların belediye adına tescil edilmiş olması nedeniyle bedel talep edilmeksizin tescillerinin aynen korunacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Dosya içerisindeki mevcut delillere göre, dava konusu taşınmazların 29.1.1954 tarihli toprak tevzi komisyonu kararı ile mera olarak tahsis edildiği, 1960 yılında yapılan tapulama sırasında da mera olarak sınırlandırıldığı, ... köyünün 1969 yılında belediye olması nedeniyle özel mülk olarak belediye adına tescil edildiği ve ifraz ve tevhitler sonuçu dava konusu 27 adet taşınmazın oluştuğu ve davalı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için meraların hukuki niteliğinin saptanması, meralık vasfının ne şekilde değişeceğinin belirlenmesi ve imar planı kapsamında kalan meraların hukuki durumu üzerinde durulması gerekmektedir.

4342 sayılı Mera Kanununda, hayvan otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri kullanılan taşınmazlar (m 3/a) mera olarak tanımlanmış ve kullanım hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olan meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilmiştir. (m 4/1) Ayrıca meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceği de yasada düzenlenmiştir. (m 4/3)

3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi yine anılan Yasa ile değiştirilmiş, imar planı sınırları içindeki kadastrol yollar ile meydanların, imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanım amacına konu olacağı belirtilmiştir. (m 35.) Böylece mera sözcüğü 3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamından çıkarılmış ve meraların belediyeler tarafından imar planı kapsamına alınarak bu vasfını yitirmesinin önüne geçilmiştir.

Mera Kanunun yürürlüğe girdiği 28.2.1998 tarihinden önceki uygulamada da, 3194 sayılı yasanın 11. maddesi uyarınca imar planı kapsamına alınan meraların Danıştay 1.Dairesinin 10.2.1989 tarihli ve 1988/326-1989/19 sayılı kararı uyarınca “... imar planı sınırları içindeki meraların, planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan meralık niteliğini yitireceği, bu yerlerden genel hizmetlere ayrılanların belediye veya özel idareye bedelsiz terkinin gerekeceği, genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek bir amaca ayrılan yerlerin onaylanmış imar planıyla getirilen kullanım amacına konu ve tabi olacakları, ancak bu durumun meralardan elde edilen yerlerin belediyeler adına tescilini gerektirmeyeceği” öngörülmüştür.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü de Danıştay kararı doğrultusunda çıkarttığı 1.5.1989 tarihli ve 1498 sayılı Genelgesinde “...imar planında meydan, yol, ..., yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerler dışında kalan ve konut, sanayi ve ticaret alanı gibi özel mülkiyete konu olan kısımların arsa vasfıyla artık belediyeler

adına değil, ... adına tescil edileceği” şeklinde düzenleme getirmiştir.

Görüldüğü üzere, imar planı içindeki meraların planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan mera vasfını yitireceğinden, imar planında genel hizmetlere ayrılanların (yol, ... , yeşil saha, meydan, otopark, terminal gibi ) belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekeceğinden tapunun beyanlar hanesine ancak imar planında yazılı genel hizmet amacıyla kullanılabileceğine dair şerh verilerek belediye adına, bunun dışındaki özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanında kalanların ise Hazine adına tescil edilmesi gerekir.

Belediye adına tescili gerekmeyen yerler belediye adına tescil edilmiş ise "Yolsuz tescil" olacağından Hazine her zaman bu iddia ile dava açabilir. Ne var ki ; başlangıçtaki tescil işlemi yolsuz tescil olsa da 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi hükmü bu tür tescil işlemlerinin davalı ... adına devam etmesi olanağı sağladığından, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi şartları üzerinde durulması gerekir.

Anılan madde uyarıca işlem yapabilmesi için;

a) Mera, 4342 sayılı kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibariyle köy sınırları içersinde bulunan veya bu tarihten sonra Belediye ve mücavir alan sınırları içersine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.

b) Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içersinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içersine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen "İmar Planından" maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planıdır.

c) Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce var olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz. Bu maddenin uygulanmasında "yerleşim yeri kavramı" konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri ve benzeri amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir , kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşik alanlarını ifade etmektedir.

d) Diğer bir koşul da; meranın, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.

Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamasız saptanmadan Belediye ve diğer kamu ve kuruluşları adına tescil edilmiş meraların mülkiyeti bu kurum

ve kuruluşlara bırakılamaz. Bu gibi yerler yasa uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından, mahkemece 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi koşullarının varlığı veya yokluğu üzerinde yeterince durulmalıdır.

Mahkemece yukarıda açıklanan tüm bu hususlar yöntemince araştırılmadan davalı belediyenin dava konusu taşınmazların mera olarak kullanılmasının teknik açıdan mümkün olmadığına dair 20.09.2006 tarihli yazısına değer verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Öte yandan, Milli Emlak Raportörü tarafından düzenlenen 1.11.2005 tarihli raporda dava konusu taşınmazlardan bir kısmının (3662, 4281, 2395, 3317 parsel sayılı taşınmazlar) kıyı kenar çizgisinin altında kaldığı belirtilmiştir.

Kıyıların niteliği Türk Medeni Kanununun 715.maddesinde gösterilmiş, 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kıyıların menfaati umuma ait yerlerden olduğu, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararında da ilke olarak mülkiyet hukuku Yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenme görevinin adli yargı yerine ait bulunduğu, ancak 3621 sayılı Yasanın 5 ve 9.maddeleri hükmünce idarenin belirlediği ve idari yargı yerine başvurulmaması yüzünden yargı yolunun kapanmış olması nedeniyle kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunursa adli yargı yerinde saptamanın buna uygun yapılacağı kabul edilmiştir.

Mahkemece kıyı kenar çizgisinin yukarıda sözü edilen 13.3.1972 tarih 7/4 sayılı ve 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda saptanarak kıyı kenar çizgisinin altında kalan taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan hususlar araştırılmadan eksik araştırma ve soruşturma ile davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550.00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.11.2008 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9154, K. 2008/12754, 6 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/9154
Karar No
2008/12754
Tarih
6 Kasım 2008

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2008/9155 K.2008/12165
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2008/9155 K.2008/12748
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2008/9156 K.2008/12170
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2008/9157 K.2008/12166
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2008/9158 K.2008/12167
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2008/9159 K.2008/13418

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.