KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/9307 E., 2008/10343 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.10.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil, olmadığı takdirde bedel, birleşen dosyada müdahalenin men'i istenmesi üzerine usule ilişkin bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 26.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı (k.davacı) ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, davalılardan ... ile dava dışı yüklenici ... ... arasında var olduğu iddia edilen sözlü arsa payı devri karşılığı sözleşme uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan yapının 1.Blok 1.Kat 1 nolu bağımsız bölümünün temlik alınması nedenine dayalı tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek satış bedelinin tahsili, birleştirilen dava ise mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ve birleştirilen davanın davacısı ... temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağı davalılardan arsa sahibi ... ile dava dışı yüklenici ... ... arasında düzenlenen sözlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan alacağın temliki işlemidir. Arsa sahibinden kazanılacak hakkın davacıya temlik edilmesi davacıya şahsi hak sağlar. Davalılardan ... ise taşınmazı 08.07.2004 tarihinde yapının ilk yüklenicisi olan ... ...’dan tapudan satın almıştır. Görülüyor ki, orta yerde şahsi hak ile mülkiyet hakkı çatışması bulunmaktadır.
Bu durumda tapuda kazanılan hakka değer tanınacağı açıktır. Şahsi hak sahibinin ayni hak sahibine karşı açtığı bu tür davalarda şahsi hakka üstünlük tanınabilmesi için ya bu hakkın Tapu Kanunu’nun 26/5. maddesine göre tapu siciline şerh edilerek alenileştirilmesi veya tapuda malik olan kişinin kötü niyetinin kanıtlanması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta, davalı ve birleştirilen davanın davacısı ...’un kendisine satış yapan kişinin amcası ... olması tek başına onun kötüniyetli olduğunu kabule yeterli değildir.
Kaldı ki, arsa maliki olan davalı ... işin ilk yüklenicisi ... ile yaptıkları eser sözleşmesini fesh ettiklerini, çekişme konusu bağımsız bölümün ise davacıya temlik işleminde bulunan ... ...’a değil, eserin getirildiği seviyeye paralel olarak ilk yüklenici ...’e bırakıldığını hem dosyaya sunduğu tarihsiz beyan dilekçesinde hem de ilk yüklenici aleyhine açtığı aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/567 sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde beyan etmiştir.
Kısaca söylemek gerekirse çekişme konusu bağımsız bölüm davacıya temlik işlemi yapan ikinci yüklenici ...’ye değil, işin ilk yüklenicisi ...’e tasfiye payı olarak temlik edilen bir yerdir.
Bu saptamalara göre, davacı ikinci yüklenicinin temlik işleminden yararlanamayacağı gibi davalı ve birleştirilen davanın davacısı ...’in kötü niyeti de kanıtlanamadığından asıl davanın reddi, birleştirilen davanın kabulü yerine delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/9307, K. 2008/10343, 17 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama